ABD Başkanı Donald Trump'ın Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile imzaladığı stratejik ortaklık anlaşması, 'Amerika önce' (America First) politikasının Afrika'daki sınırlarını gözler önüne seriyor. Anlaşma, Kongo'nun zengin maden yataklarına karşılık ABD'nin güvenlik ve kalkınma desteği sağlamasını öngörüyordu. Ancak kaynaklara göre, Washington'un önceliklerinin değişmesi ve bölgesel dinamikler nedeniyle anlaşma çözülme noktasına geldi.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
Anlaşma, 2024 yılında Trump yönetimi ile Kongo Devlet Başkanı Félix Tshisekedi arasında imzalandı. ABD, Kongo'nun doğusundaki isyancı gruplarla mücadelede askeri danışmanlık ve istihbarat desteği sunmayı; karşılığında ise elektrikli araç bataryaları ve savunma sanayii için kritik olan kobalt, lityum ve tantal gibi madenlerin çıkarılması ve işlenmesinde öncelikli hak elde etmeyi hedefliyordu. Ancak anlaşma, Kongo hükümeti tarafından egemenliğe müdahale olarak algılanan bazı maddeler nedeniyle Kongo parlamentosunda onaylanamadı. Özellikle ABD şirketlerine verilen imtiyazların yerel halk üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı endişesi, kamuoyunda tepki topladı.
Diplomatik kaynaklar, Trump yönetiminin Afrika'ya yönelik ilgisizliğinin de anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırdığını belirtiyor. ABD'nin Kongo büyükelçiliği geçici olarak boş kalmış, yardım programları kesintiye uğramıştır. Bu durum, Kongo'da Çin ve Rusya gibi diğer güçlerin nüfuz alanını genişletmesine zemin hazırlamıştır.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kongo, dünya kobalt rezervlerinin yaklaşık %70'ine sahip olduğu için küresel enerji dönüşümünde kilit rol oynuyor. Anlaşmanın çökmesi, ABD'nin Çin'in nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerindeki hakimiyetine karşı stratejisini zayıflatıyor. Çinli şirketler halihazırda Kongo'daki madenlerin büyük bölümünü işletiyor. Öte yandan Ruanda destekli M23 isyancı grubunun Kongo'nun doğusunda ilerleyişi, bölgesel istikrarsızlığı artırıyor. ABD'nin bu krizde etkisiz kalması, Afrika'da güvenilirlik kaybına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası için bir fırsat penceresi aralayabilir. Ankara, Kongo ile savunma sanayii işbirliği ve insani yardım alanında halihazırda temaslarını sürdürüyor. ABD'nin çekilmesiyle oluşan boşluk, Türkiye'nin kritik madenlere erişim ve bölgesel nüfuz projeksiyonu açısından değerlendirilebilir. Ancak Kongo'daki istikrarsızlık ve Çin'in güçlü varlığı, Türkiye için riskleri de beraberinde getiriyor.