İzlanda, 30 Kasım'da yapılacak erken genel seçimde, hükümetin AB üyelik müzakerelerini başlatma önerisini oylayacak. Ancak kampanyanın ana gündem maddesi, AB üyeliğinden çok, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik yayılmacı söylemleri oldu. İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir, seçim mitinglerinde vatandaşlara bu oylamanın doğrudan üyelik referandumu olmadığını, sürecin sadece ilk adımı olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Erken seçimin gölgesinde AB referandumu
İzlanda'da hükümet koalisyonunun dağılmasının ardından erken seçim kararı alındı. Seçimle eş zamanlı olarak, halkoyuna sunulacak olan AB müzakere başlangıcı önerisi, ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkisinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Başbakan Frostadottir, başkent Reykjavik'te düzenlenen seçim mitinginde yaptığı konuşmada, "Bu, üyelikle ilgili bir seçim değil ve uyum sağlamayla da ilgili değil. Çünkü sonuç evet olursa, katılım anlaşması üzerinde ayrıca bir referandum yapılacak" dedi. Frostadottir, vatandaşların endişelerini gidermeye ve müzakerelerin uzun bir süreç olduğunu vurgulamaya çalıştı.
İzlanda, 2009 yılında AB üyelik başvurusunda bulunmuş ancak 2013'te sağcı hükümetin iktidara gelmesiyle müzakereleri dondurmuştu. O dönem başlayan görüşmelerde 27 fasıldan 11'i açılmış durumdaydı. Şimdi ise merkez sol koalisyon, kaldığı yerden devam etmeyi öneriyor.
Jeopolitik baskılar ve Grönland gerilimi
Kampanyanın en önemli arka planını, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma veya kontrol etme yönündeki açıklamaları oluşturuyor. Trump, Grönland'ın ABD için stratejik önemine vurgu yaparak, adanın Danimarka'ya ait olmasına rağmen ABD'nin çıkarları doğrultusunda hareket edeceği tehdidinde bulunmuştu.
Bu söylemler, Arktik bölgesinde artan jeopolitik rekabeti de gündeme getirdi. İzlanda, NATO üyesi bir ülke olarak bu gerilimin doğrudan içinde yer alıyor. Ülkenin başkenti Reykjavik, Soğuk Savaş döneminde ABD'nin önemli bir askeri üssüne ev sahipliği yapmıştı. Trump'ın açıklamaları, İzlanda kamuoyunda hem endişe hem de AB üyeliğinin güvenlik boyutuna dair yeni tartışmalara yol açtı.
Siyasi analistler, Trump'ın Grönland çıkışlarının İzlanda'da AB üyeliği yanlısı görüşleri güçlendirebileceğini belirtiyor. Zira Avrupa Birliği üyeliği, ülkeye ortak bir savunma ve güvenlik politikası çerçevesinde daha güçlü bir uluslararası konum sağlayabilir. Ancak İzlanda halkının bir kısmı, balıkçılık ve tarım sektörlerindeki bağımsızlığı kaybetme endişesiyle üyeliğe sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'daki AB süreci ve Grönland üzerinden yaşanan ABD-Danimarka gerilimi, Arktik bölgesinin jeopolitik önemini artırıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Arktik güvenliğinde doğrudan taraf olmamakla birlikte, küresel güç mücadelesindeki bu gelişmeler, Türk dış politikasının genel denge arayışını etkileyebilir. Özellikle ABD'nin bölgedeki yayılmacı söylemleri, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve egemenlik haklarına verdiği önemi teyit eder nitelikte. Ayrıca, AB'nin genişleme sürecindeki bu hareketlilik, Türkiye-AB ilişkilerinde de dolaylı bir etki yaratabilir. İzlanda gibi küçük bir ülkenin bile AB sürecindeki tereddütleri, genişleme politikalarının üye adayları nezdindeki algısını etkilemektedir.