Dünyanın en prestijli dağ koşusu etkinliklerinden Ultra-Trail du Mont-Blanc (UTMB) haftasının amiral gemisi yarışı, bu sabah 2 bin 500 katılımcının start almasıyla resmen başladı. Fransa, İtalya ve İsviçre sınırlarını aşan 170 kilometrelik zorlu parkur, sporcuları Mont Blanc masifinin nefes kesen manzaraları eşliğinde zorlu bir mücadeleye sahne olacak. Ancak yarışın her yıl daha fazla koşucuyu çekmesi, bölge sakinlerinin çevresel etki konusundaki endişelerini de artırıyor. Chamonix ve çevresindeki köylerde yaşayanlar, binlerce kişinin oluşturduğu kalabalığın doğal yaşamı, patika ekosistemini ve yerel altyapıyı tehdit ettiği görüşünde.
Yarışın Arka Planı ve Çevresel Baskılar
İlk kez 2003 yılında düzenlenen UTMB, o günden bu yana katılımcı sayısını katlayarak büyüdü. Bu yıl 100'den fazla ülkeden yaklaşık 10 bin koşucunun hafta boyunca farklı kategorilerde yarışması bekleniyor. Ana yarış olan UTMB'nin yanı sıra daha kısa parkurlar da koşuluyor. Organizasyon, bu yılki ana yarışa 2 bin 500 kişinin katılabileceğini açıkladı; başvuruların büyük ilgi görmesi üzerine kura sistemi uygulanıyor.
Ancak bölge halkı, bu dev organizasyonun bedeline dikkat çekiyor. Chamonix merkezli çevre aktivisti Marie Dupont, "Bu yarış her yıl dağları daha fazla istila ediyor. Patikalar aşınıyor, yabani hayvanlar yaşam alanlarından uzaklaşıyor ve her koşucunun bıraktığı ayak izi bir sonraki yıl daha da büyüyor" dedi. Yerel yönetimler, erozyonu önlemek için bazı patikaları ahşap platformlarla kaplarken, atık yönetimi ve ulaşım kaynaklı karbon emisyonları da gündemde.
Organizatörler ise çevresel etkiyi azaltmak için adımlar attıklarını belirtiyor. UTMB yönetimi, tek kullanımlık plastikleri yasakladı, katılımcıları kendi şişelerini getirmeye teşvik ediyor ve toplu taşıma kullanımını özendirmek için ulaşım kartları sağlıyor. Ayrıca, her yıl belirli bir miktar bağışı bölgedeki doğa koruma projelerine aktarıyor. Bu önlemler, bazı sakınleri kısmen tatmin etse de, ana sorunun etkinliğin ölçeğinden kaynaklandığına dikkat çekenler çoğunlukta.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Dağ Turizmi ile Çevre Koruma Arasında Denge
UTMB yalnızca bir spor etkinliği değil, aynı zamanda bölge ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı. Chamonix ve civarındaki oteller, restoranlar ve diğer işletmeler, bu dönemde yoğun bir taleple karşılaşıyor. Yerel ticaret odası, yarışın her yıl bölgeye yaklaşık 100 milyon avroluk ekonomik katkı sağladığını tahmin ediyor. Bu nedenle, işletmelerin çoğu yarışın devamından yana.
Ancak, bu ekonomik faydanın çevresel maliyetle dengelenmesi gerektiği görüşü giderek güçleniyor. Uzmanlar, dağ ekosistemlerinin iklim değişikliği nedeniyle zaten kırılgan olduğunu ve bu tür büyük ölçekli etkinliklerin ek bir baskı oluşturduğunu vurguluyor. Fransa Alpleri'nde son yıllarda yaşanan kuraklıklar ve sıcak hava dalgaları, patikaların durumunu daha da kötüleştirdi.
Bu durum, dünya genelindeki doğa sporları organizasyonları için de bir tartışma konusu. Ekstrem spor etkinlikleri, katılımcıların doğayla olan bağını güçlendirirken, aynı zamanda doğal alanların ticarileşmesine ve bozulmasına yol açabiliyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi kuruluşlar, bu tür etkinliklerin sürdürülebilirlik kriterleri belirlenerek düzenlenmesi gerektiğini savunuyor. UTMB organizatörlerinin bu konuda attığı adımlar, ancak daha kapsamlı bir stratejiyle anlamlı olabilir.
Koşucular arasında da çevre bilinci artıyor. Bu yıl yarışa katılan İtalyan atlet Luca Bianchi, "Ben doğa aşığı olarak bu koşuyu yapıyorum. Doğaya zarar vermemek için üzerimize düşeni yapmalıyız. Organizasyonun atık yönetimi oldukça iyi, ancak daha fazla koşucuyu sınırlamak gerekebilir" dedi. Organizasyonun yetkilileri ise gelecek yıllarda katılımı kademeli olarak azaltabileceklerini ve daha seçici bir başvuru sistemi getireceklerini ima ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
UTMB'nin çevresel etkisi, Türkiye'deki doğa sporları ve dağ turizmi açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, özellikle Kaçkar Dağları, Toroslar ve Kapadokya gibi bölgelerde ekoturizm potansiyelini artırmaya çalışırken, bu tür etkinliklerin doğal alanlara verebileceği zararı göz önünde bulundurmalı. Türkiye'de düzenlenen ultra maratonlar ve doğa yürüyüşleri (trekking) etkinlikleri her yıl daha fazla katılımcı çekiyor. Bu etkinliklerin sürdürülebilir bir şekilde yönetilmemesi, ülkenin hassas ekosistemlerine geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Türkiye'nin, UTMB'nin deneyiminden yola çıkarak, doğa sporları organizasyonlarında katılımcı sınırlaması, atık yönetimi ve yerel halkın katılımını öngören düzenlemeleri hayata geçirmesi faydalı olacaktır.