Geçtiğimiz Çarşamba günü ABD ve İran, savaşı sona erdirmek için bir anlaşma imzaladı. Ancak bu anlaşmanın hemen ardından İran, Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapatacağını açıkladı. Boğaz, küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir su yolu olarak biliniyor. İran'ın bu tehdidi, anlaşmanın kırılganlığını gözler önüne sererken, bölgedeki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin imzaladığı anlaşma, iki ülke arasındaki yıllardır süren gerilimi sona erdirme amacı taşıyordu. Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirilmesi ve ABD'nin yaptırımları kademeli olarak kaldırması öngörülüyordu. Ancak anlaşmanın detayları kamuoyuyla tam olarak paylaşılmadı.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, anlaşmanın imzalanmasından sadece birkaç gün sonra yaptığı açıklamada, "Eğer ABD taahhütlerine uymazsa, Hürmüz Boğazı'nı derhal kapatırız" dedi. Bu tehdit, İran'ın elindeki en güçlü kozlardan biri olarak değerlendiriliyor. Boğazın kapatılması, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe ve tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm bölgeyi etkileyecek bir potansiyele sahip. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi ülkeler petrol ihracatı için bu boğaza bağımlı durumda. Ayrıca Çin ve Hindistan gibi büyük enerji tüketicileri de bu gelişmeden doğrudan etkilenir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, boğazın açık tutulmasının uluslararası hukukun bir gereği olduğu vurgulandı ve olası bir kapatma durumunda askeri müdahale dahil her türlü seçeneğin masada olduğu belirtildi. Bu da bölgede yeni bir askeri çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatması, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, küresel petrol fiyatlarındaki artış Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, petrol ithalatının büyük bir kısmını Irak ve Rusya'dan yapıyor olsa da, dünya piyasalarındaki fiyat dalgalanmalarından kaçınması mümkün değil. Ayrıca, bölgede olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir. Ankara, bu nedenle hem Washington hem de Tahran ile diyaloğunu sürdürerek krizin yumuşatılmasına katkı sağlamaya çalışacaktır.