ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Konseyi, Gazze'de bir pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor. Konsey yetkililerine göre bu girişim, Trump'ın uzun süredir askıda olan barış planını yeniden canlandırmak ve İsrail-Filistin çatışmasında ilerleme sağlamak amacı taşıyor. Yetkililer, söz konusu insani bölgenin, barış planının ikinci aşamasına ilişkin Hamas ile bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da hayata geçirileceğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2020 yılında Orta Doğu barış planını (Yüzyılın Anlaşması) duyurmuştu. Ancak plan, Filistin yönetimi ve Hamas tarafından reddedilmiş, İsrail ise kısmen desteklemişti. Plan özellikle İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini tanıması ve Kudüs'ün İsrail'in bölünmez başkenti olarak kabul edilmesi yönündeki maddelerle tartışma yaratmıştı. O tarihten bu yana planın uygulanmasına yönelik somut bir adım atılmamıştı.
Barış Konseyi yetkilileri, insani bölgenin Gazze'deki Filistinlilere acil yardım sağlamak ve bölgedeki yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla tasarlandığını ifade ediyor. Pilot bölgenin, su, gıda, sağlık hizmetleri ve barınma gibi temel ihtiyaçları karşılayacak altyapı ile donatılması planlanıyor. Bununla birlikte, bölgenin güvenliğinin nasıl sağlanacağı ve hangi aktörlerin sorumluluk üstleneceği konusunda henüz net bir bilgi bulunmamakta.
Bu girişim, Trump yönetiminin İsrail-Filistin sorununa yönelik son adımı olarak dikkat çekerken, uluslararası toplumda karışık tepkilere yol açtı. İsrail tarafından temkinli bir destek gelirken, Filistin yönetimi planı kabul etmediklerini ve bu tür projelerin BM çatısı altında yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Hamas ise insani bölgenin, Filistin topraklarının parçalanmasına yol açacağı gerekçesiyle girişimi reddediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Planın hayata geçirilmesi durumunda, bölgedeki güç dengeleri ve insani durum üzerinde önemli etkiler yaratması bekleniyor. Öncelikle, Gazze'de milyonlarca Filistinlinin temel ihtiyaçlara erişimini kolaylaştırması hedefleniyor. Ancak insani bölgenin geçici mi yoksa kalıcı mı olacağı, bunun barış sürecine nasıl entegre edileceği gibi sorular cevapsız kalıyor.
Bölgesel aktörlerden Mısır ve Ürdün, insani krize çözüm bulunmasını desteklemekle birlikte, herhangi bir tek taraflı adımın uluslararası hukuk çerçevesinde olması gerektiğini vurguluyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise Trump yönetimi ile ilişkilerini koruma endişesiyle daha temkinli bir dil kullanıyor. ABD'nin müttefiki olan Avrupa ülkeleri ise, insani yardım konusunu desteklemekle birlikte, siyasi çözüm olmadan kalıcı bir barışın sağlanamayacağına dikkat çekiyor.
Küresel boyutta, bu girişim, Trump yönetiminin iç politikada da etkili olabilecek bir dış politika başarısı olarak sunuluyor. Ancak uluslararası toplumda, özellikle Birleşmiş Milletler nezdinde, insani bölgenin meşruiyeti tartışma konusu. BM, Gazze'deki insani durumun sorumluluğunun İsrail ve uluslararası topluma ait olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, ABD'nin tek başına başlattığı bir insani girişimin siyasi sonuçları beraberinde getirmesi kaçınılmaz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekleyen ve Gazze'ye insani yardım sağlayan başlıca ülkelerden biridir. Trump'ın insani bölge planı, Türkiye'nin bölgedeki rolünü etkileyebilir. Türkiye, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde yürüttüğü diplomasiyle Filistinlilerin yanında yer almakta; ancak bu tür ABD merkezli girişimler Türkiye'nin etkisini sınırlayabilir. Öte yandan, insani bölgenin başarılı olması halinde Türkiye, AK Parti döneminde olduğu gibi yine yardım ve arabuluculuk faaliyetleriyle sürece dahil olabilir. Bu gelişme, Türkiye-ABD ilişkilerinde bir işbirliği alanı yaratabileceği gibi, aynı zamanda Filistin meselesinde kendi pozisyonunu koruma gereğini de ortaya çıkarmaktadır.