İran'ın üst düzey müzakerecisi, ABD'nin 2015 nükleer anlaşmasının devamı niteliğindeki mutabakat metnine (MoU) uyması durumunda Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılabileceğini bildirdi. Açıklama, Tahran yönetiminin bölgedeki gerginliği tırmandırma stratejisi olarak yorumlanırken, küresel enerji piyasalarında yeni bir fiyat dalgalanması endişesini de beraberinde getirdi.
Krizin Arka Planı
İran'ın baş müzakerecisi Ali Bagheri, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun, ABD'nin 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımların bir sonucu olduğunu vurguladı. Bagheri, "Hürmüz Boğazı, İran'ın egemenliğindeki bir su yolu olarak kabul edilmelidir; ancak biz uluslararası hukuka saygılıyız ve boğazın güvenliğini tehdit etmek istemiyoruz. ABD, mutabakat metnine uyduğu takdirde, boğazdaki trafiğin normale dönmesi için gerekli adımları atacağız." ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, İran'ın daha önce boğazı kapatma tehditlerini yumuşatma olarak değerlendirilse de, Tahran'ın nükleer müzakerelerdeki pozisyonunu koruduğunu gösteriyor. İran, 2023 yılı sonunda başlayan ve kesintili devam eden müzakerelerde, yaptırımların kaldırılması ve nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması konularında somut ilerleme sağlanamadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. İran'ın daha önce 2018 ve 2019 yıllarında benzer kapatma tehditleri, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere yol açmıştı. Uzmanlar, bu kez de benzer bir senaryonun yaşanması halinde, ihracat gelirlerine bağımlı olan Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin enerji maliyetlerinin artabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD'nin ise bu açıklamaya henüz resmi bir yanıt vermediği, ancak askeri yetkililerin boğazın güvenliğini sağlamak için bölgedeki varlığını artırdığı biliniyor. İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda Rusya ve Çin ile olan ilişkilerinde elini güçlendirme amacı taşıyor olabilir; zira Moskova ve Pekin, Washington'ın politikalarına karşı Tahran ile daha yakın işbirliği sinyali veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir risk oluşturuyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü Körfez ülkelerinden sağladığı için, boğazın kapanması halinde enerji maliyetleri artabilir ve bu durum enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki jeopolitik konumu, İran ile ABD arasındaki bu gerilimin doğrudan sonuçlarına maruz kalmasına neden oluyor. Ankara, bir yandan İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan ABD ile ittifakını korumaya çalışıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerine ağırlık vermesi ve bölgesel istikrarı teşvik eden bir politika izlemesi beklenebilir.