İngiltere'nin Aralık ayında ABD ile imzaladığı ticaret anlaşması kapsamında Ulusal Sağlık Hizmeti'nin (NHS) temel sağlık hizmetlerinden milyarlarca sterlini yeni ilaçlara aktarmak zorunda kalacağı ve bu durumun 200 binden fazla ek ölüme yol açabileceği belirtiliyor. Hükümet ise anlaşmayı ilaç fiyatlarını düşürme ve hastalara daha hızlı erişim sağlama gerekçesiyle savunuyor.
Ticaret anlaşmasının sağlık üzerindeki etkileri
İngiltere Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı gizli belgelere göre, ABD-İngiltere ticaret anlaşması, NHS'in ilaç bütçesini önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık 14 milyar sterlin artırmasını gerektiriyor. Bu artışın karşılanması için hastane yatakları, kanser taramaları ve acil servisler gibi temel hizmetlerden kesinti yapılması öngörülüyor. Uzmanlar, bu kesintilerin özellikle düşük gelirli bölgelerde sağlık eşitsizliğini derinleştireceğini vurguluyor. Anlaşma, ABD'li ilaç şirketlerinin NHS'e yeni ve pahalı ilaçları daha yüksek fiyatlarla satmasına olanak tanırken, İngiliz jenerik ilaç üreticileri ise pazarda rekabet avantajını kaybediyor. Hükümetin yayımladığı etki analizinde, bu değişikliklerin 2030 yılına kadar 210 bin ila 250 bin arasında önlenebilir ölüme neden olabileceği tahmin ediliyor.
Küresel boyut ve benzer anlaşmalar
ABD, benzer ticaret anlaşmalarını diğer ülkelerle de yaparak ilaç fiyatlarını küresel ölçekte yukarı çekmeyi hedefliyor. Avrupa Birliği ile devam eden görüşmelerde de benzer maddelerin gündeme gelmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu tür anlaşmaların ulusal sağlık sistemlerini zayıflatarak, özel sağlık sigortası şirketlerine yaradığına dikkat çekiyor. İngiltere'de muhalefet partileri, anlaşmanın NHS'in kuruluş ilkelerine aykırı olduğunu ve hükümetin Trump yönetimine siyasi taviz verdiğini öne sürüyor. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana, İngiltere'de ilaç fiyatları ortalama yüzde 15 artarken, bazı kanser ilaçlarına erişim süresi iki katına çıktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık sistemini ve ilaç politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, ABD ile benzer bir ticaret anlaşması müzakere etmekte olup, anlaşmanın ilaç fiyatları ve kamu sağlık harcamaları üzerinde yaratacağı etkileri dikkate almalıdır. Özellikle jenerik ilaç üretiminde güçlü olan Türkiye, ABD'nin fikri mülkiyet hakları baskısına karşı kendi ilaç sanayisini koruyacak önlemler almalıdır. Ayrıca, NHS'te yaşanan ölüm artışı, sağlık hizmetlerinin ticarileşmesinin potansiyel sonuçları konusunda uyarıcı bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye, kamu yararını ön planda tutan bir sağlık politikası izleyerek, bu tür riskleri minimize edebilir.