WASHINGTON/KYIV — ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilim, Kiev'in en önemli müttefiki Washington'dan aldığı hayati desteği tehdit ediyor. ABD'nin Ukrayna'ya istihbarat desteğini kesme tehdidi ve Rusya'nın savaşını finanse etmesine yardımcı olabilecek bir dizel anlaşması, Kiev ile Washington arasındaki ilişkiler açısından kötü bir haftaya işaret ediyor. Bu gelişmeler, Ukrayna'nın askeri ve ekonomik olarak ayakta kalma mücadelesinde kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor.
Gerilimin arka planı: İstihbarat ve dizel krizi
ABD yönetiminin Ukrayna'ya sağladığı istihbarat desteğini kesme yönündeki tehditleri, iki ülke arasındaki güveni sarsmış durumda. Ukrayna, Rusya'ya karşı yürüttüğü savaşta ABD'nin sağladığı istihbarat verilerine büyük ölçüde bağımlı. Bu destek, Rus birliklerinin hareketlerinin izlenmesi, hedef belirleme ve savunma stratejilerinin oluşturulmasında hayati rol oynuyor. İstihbarat paylaşımının kesilmesi, Ukrayna'nın sahadaki etkinliğini ciddi şekilde zayıflatabilir.
Diğer yandan, Rusya'nın savaşını finanse etmesine olanak tanıyabilecek bir dizel anlaşması da tartışmaların odağında. Bu anlaşma, Rusya'nın enerji gelirlerini artırarak savaş makinesini besleyebilir. Ukrayna, Batılı müttefiklerinden Rusya'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırmalarını ve enerji alımlarını kısıtlamalarını talep ediyor. Ancak ABD'nin bu konudaki tutumu belirsizliğini koruyor.
Trump yönetiminin Ukrayna'ya yönelik tutumu, göreve geldiğinden bu yana dalgalı bir seyir izledi. Başkan Trump, defalarca Ukrayna'ya sağlanan yardımları sorguladı ve Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savundu. Bu söylemler, Kiev'de endişeyle karşılanıyor. Zelenskiy yönetimi, ABD'nin desteğinin sürekliliği konusunda garanti istiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: NATO ve Avrupa'nın rolü
ABD-Ukrayna ilişkilerindeki gerilim, NATO içinde de yankı uyandırıyor. Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya verilen desteğin azalmasının bölgesel güvenlik dengesini bozabileceğinden endişe ediyor. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya'nın yayılmacı politikalarına karşı caydırıcılığın zayıflamasından korkuyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, müttefiklerin Ukrayna'ya desteklerini sürdürmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Avrupa Birliği de Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali yardımlarını artırma çabasında. Ancak ABD'nin çekilmesi durumunda Avrupa'nın tek başına Ukrayna'nın ihtiyaçlarını karşılaması zor görünüyor. ABD, Ukrayna'ya sağlanan askeri yardımın en büyük kaynağı konumunda. Kongre'de onaylanan yardım paketleri, Ukrayna'nın savunma kapasitesini ayakta tutuyor. Trump'ın bu yardımları yeniden gözden geçirme sinyali vermesi, Kiev'de tedirginlik yaratıyor.
Rusya ise bu gerilimden faydalanmaya çalışıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, ABD ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlığın Batı ittifakındaki çatlağı derinleştirdiğini öne sürdü. Moskova, Batı'nın Ukrayna konusundaki birliğinin bozulmasını kendi lehine kullanmayı hedefliyor.
Uzmanlar, Trump'ın Ukrayna politikasının öngörülemezliğinin Kiev'in stratejik planlamasını zorlaştırdığını belirtiyor. Ukrayna, hem ABD hem de Avrupa'dan gelen desteklerin sürekliliğini sağlamak için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmış durumda. Zelenskiy, son haftalarda Avrupa başkentlerine ziyaretler düzenleyerek ek destek arayışında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Ukrayna arasındaki gerilim, Türkiye'nin Karadeniz ve Doğu Avrupa'daki dengeler açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemekle birlikte Rusya ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. ABD desteğinin azalması, bölgede güç boşluğu yaratabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, istihbarat paylaşımının kesilmesi Ukrayna'nın savunma kapasitesini zayıflatırsa, Karadeniz'de istikrarsızlık artabilir. Türkiye, bu süreçte hem NATO müttefikleriyle hem de Rusya ile dengeli ilişkiler yürütmek zorunda. Dizel anlaşması gibi enerji konuları ise Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından dolaylı etkiler yaratabilir.