WASHINGTON, 17 Ekim - Başkan Donald Trump, Cumhuriyetçiler Kongre'nin kontrolünü elinde tutmak için mücadele ederken, ara seçim stratejisinin zayıflamasından üst düzey yardımcılarını ve siyasi operatörleri sorumlu tutuyor. Üç yetkilinin aktardığına göre Trump, kampanya harcamalarını sorguluyor, seçim bölgesi düzenlemelerini eleştiriyor ve aday seçimlerini yeniden değerlendiriyor. Bu durum, Beyaz Saray içinde ve Cumhuriyetçi Parti çevrelerinde artan bir huzursuzluğa işaret ediyor.
Ara Seçim Stratejisinde Çalkantı
Trump'ın eleştirileri, 6 Kasım ara seçimlerine haftalar kala Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu koruma çabalarının zorlaştığı bir dönemde geldi. Anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanma şansının arttığını gösterirken, Cumhuriyetçiler Senato'da da zorlu yarışlarla karşı karşıya. Trump, özel görüşmelerde kampanya fonlarının verimli kullanılmadığını, bazı adayların zayıf olduğunu ve seçim bölgelerinin Cumhuriyetçiler aleyhine yeniden çizildiğini savunuyor. Bu eleştiriler, partinin seçim stratejisinden sorumlu isimlere yönelik bir güvensizlik olarak yorumlanıyor.
Yetkililer, Trump'ın özellikle Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly ve siyasi danışmanlarını hedef aldığını belirtiyor. Ancak isimlerin doğrudan paylaşılmasına izin verilmedi. Trump'ın ayrıca Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC) ve kongre kampanya komitelerinin harcamalarını da sorguladığı ifade ediliyor. Parti içinde bazı isimler, Trump'ın bu tür eleştirilerinin seçim öncesi birlik mesajına zarar verdiğini düşünüyor.
Seçim Bölgeleri ve Aday Seçimleri Tartışması
Trump'ın gündeme getirdiği konulardan biri de seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi. 2010 nüfus sayımı sonrası bazı eyaletlerde Cumhuriyetçiler lehine çizilen haritalar, mahkemeler tarafından iptal edilmiş veya değiştirilmişti. Trump, bu değişikliklerin partinin aleyhine olduğunu savunuyor. Ayrıca, bazı kritik bölgelerde aday seçimlerinde yapılan hataların seçim sonuçlarını etkileyebileceğini dile getiriyor. Örneğin, Pennsylvania ve Michigan gibi eyaletlerde Cumhuriyetçi adayların bazı açıklamaları partiyi zor durumda bırakmıştı.
Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Trump'ın bu eleştirileri, partinin seçim kampanyasının yönetimine duyduğu memnuniyetsizliği ortaya koyuyor. Cumhuriyetçi stratejistler, Başkan'ın bu tür suçlamalarının seçmen nezdinde olumsuz yankılanabileceği uyarısında bulunuyor. Zira ara seçimler, genellikle iktidar partisi için bir referandum niteliği taşır ve iç çekişmeler, seçmen motivasyonunu düşürebilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki ara seçimler, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetmesi halinde, Trump yönetiminin dış politika ve ticaret politikalarında daha fazla kısıtlamayla karşılaşması bekleniyor. Özellikle Çin ile ticaret savaşı, İran'a yönelik yaptırımlar ve NATO ile ilişkiler gibi konularda Kongre'nin tutumu belirleyici olacak. Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanması, yönetimin bazı politikalarını sorgulamasına ve yeni yasama girişimlerini engellemesine yol açabilir.
Ayrıca, seçim sonuçları Trump'ın 2020 başkanlık seçimleri öncesindeki siyasi gücünü de gösterecek. Eğer Cumhuriyetçiler beklenenden fazla kayıp yaşarsa, partinin içinde Trump'a yönelik eleştirilerin artması ve alternatif adayların ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu da ABD'nin dış politikasında bir süre daha belirsizliğe neden olabilir. Küresel piyasalar ise seçim sonuçlarını, ticaret anlaşmaları ve jeopolitik riskler açısından yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruması, Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikalarında daha rahat hareket etmesini sağlayabilir. Ancak Kongre'de özellikle Temsilciler Meclisi'nde Demokratların çoğunluğu kazanması, Türkiye'ye yönelik yaptırım ve eleştirilerin artmasına yol açabilir. Özellikle S-400 alımı, Suriye'deki PYD/YPG ile ilişkiler ve Fethullah Gülen'in iadesi gibi konularda Kongre'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde Kongre'nin yapısını dikkate alarak stratejik adımlar atmalı.