ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'ya yönelik yeni yaptırımlar içeren yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, yasanın bazı bölümlerini ulusal çıkarlara aykırı olduğu gerekçesiyle uygulamama kararı aldı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre Trump, Kongre'de kabul edilen ve Moskova'yı Ukrayna'daki savaşı nedeniyle cezalandırmayı amaçlayan yasanın belirli maddelerini askıya aldı. Karar, ABD'nin Rusya politikasında yeni bir dönemin kapısını aralarken, müttefikler ve Kongre üyeleri arasında tepkilere yol açtı.
Yasanın arka planı ve muafiyet kararı
Söz konusu yasa, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri müdahalesi sonrasında ABD Kongresi'nde geniş bir destekle kabul edilmişti. Yasa, Rus enerji sektörü, savunma sanayii ve finans kurumlarına yönelik ek yaptırımlar öngörüyor; ayrıca Moskova ile iş yapan üçüncü ülke şirketlerine de yaptırım uygulanmasına olanak tanıyor. Trump yönetimi, yasanın bazı hükümlerinin ABD'nin ulusal güvenliğine zarar verebileceğini ve müttefiklerle ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini savunuyor. Başkan Trump, yaptığı yazılı açıklamada, "Yasanın bazı bölümleri, Amerikan halkının çıkarlarına hizmet etmemekte ve ülkemizin dış politikadaki esnekliğini kısıtlamaktadır" ifadelerini kullandı. Beyaz Saray, muafiyetin hangi maddeleri kapsadığına dair ayrıntı vermedi ancak üst düzey yetkililer, özellikle Avrupa'daki müttefiklerle enerji işbirliği ve bazı finansal işlemlerle ilgili kısıtlamaların gözden geçirileceğini belirtti.
Kongre ve müttefiklerden tepkiler
Karar, Kongre'deki her iki partiden de eleştiri aldı. Demokratlar, Trump'ın Rusya'ya karşı yumuşak bir tutum sergilediğini ve yaptırımları zayıflattığını öne sürdü. Cumhuriyetçi kanattan bazı isimler ise yasanın Kongre'nin iradesini yansıttığını ve Başkan'ın bu iradeyi hiçe saymaması gerektiğini vurguladı. Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi Chris Murphy, "Bu karar, Putin'e verilmiş bir ödüldür" dedi. Avrupa Birliği yetkilileri ise gelişmeyi "endişeyle" karşıladıklarını ancak ABD ile diyalog kanallarının açık olduğunu belirtti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yaptırımların etkinliğinin korunması gerektiğini söylemekle yetindi.
Rusya'dan ilk tepki olumlu geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, "Washington'da sağduyunun sesi duyulmaya başladı" ifadesini kullandı. Ancak Peskov, muafiyetin somut adımlara dönüşmesini bekleyeceklerini ekledi. Uzmanlar, Trump'ın kararının Rusya'ya yönelik yaptırımların etkinliğini azaltabileceği görüşünde. Washington'daki düşünce kuruluşu Brookings'ten Rusya uzmanı Alina Polyakova, "Bu muafiyet, yaptırımların caydırıcılığını zayıflatır ve Moskova'ya karşı ortak cepheyi böler" değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Rusya yaptırımlarındaki bu geri adımı, Batı ittifakı içinde Ukrayna konusunda var olan birlik görüntüsüne gölge düşürebilir. Avrupa ülkeleri, ABD'nin yaptırım rejimindeki istikrarsızlıktan endişe duyuyor. Özellikle Almanya ve Fransa, Rusya ile enerji bağlarını azaltma çabalarında ABD'nin tutarlılığına güvenmek istiyor. Öte yandan, yaptırımların geleceği belirsizleşirken, Rusya'nın ekonomik olarak rahatlaması ve askeri operasyonlarını sürdürme kapasitesini artırması olasılığı masada. Küresel piyasalar, kararın ardından Rus rublesi ve enerji fiyatlarında dalgalanma gösterdi.
Uzmanlar, Trump'ın hamlesini seçim stratejisiyle ilişkilendiriyor. İç politikada zor günler geçiren Trump, Rusya ile ilişkileri normalleştirme vaadiyle tabanını konsolide etmeye çalışıyor. Ancak bu adım, Kongre'nin yasama yetkisine müdahale olarak görülüyor ve hukuki tartışmalara yol açabilir. Yasanın iptali için Kongre'nin üçte iki çoğunlukla karar alması gerekiyor ki bu şu an için düşük bir olasılık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Rusya yaptırımlarındaki muafiyet kararı, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmasa da dolaylı sonuçları itibarıyla önem taşıyor. Türkiye, Rusya ile ekonomik ve enerji ilişkilerini sürdürürken Batı ile denge politikası izliyor. ABD'nin yaptırım rejimindeki yumuşama, Türk şirketlerinin Rusya ile ticaretinde karşılaştığı ikincil yaptırım riskini azaltabilir. Ancak aynı zamanda, Batı ittifakı içindeki bölünme, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Ukrayna krizindeki arabuluculuk rolünü de etkileyebilir. Ankara, yaptırımların etkinliğinin azalmasını değil, istikrarlı bir Batı politikası tercih ediyor.