Eski ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin posta yoluyla oy kullanma sürelerine ilişkin verdiği kararın ardından sosyal medya platformu Truth Social'da sert bir açıklama yaptı. Trump, mahkemeyi 'Radikal Sol'un baskısı altında kalmakla' suçladı ve kendi atadığı yargıçları 'eski benliklerinin bir kabuğu' olarak tanımladı. Karar, 2024 başkanlık seçimlerine yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Kararın Arka Planı
Yüksek Mahkeme, posta yoluyla gönderilen oyların seçim günü saat 17.00'ye kadar ulaşması gerektiğine hükmetti. Bu karar, pandemi döneminde genişletilen posta oylaması süreçlerini kısıtlıyor. Trump, kararı 'utanç verici' olarak nitelendirdi ve 'Bu mahkeme, Radikal Sol'un kuklası haline geldi' ifadelerini kullandı. Ayrıca, kendi döneminde atadığı üç yargıçtan (Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett) 'beklentilerin altında kaldıklarını' söyledi.
Trump'ın eleştirileri, 2020 seçimlerinde posta oylarının yaygın kullanımının ardından Cumhuriyetçi Parti içinde artan güvensizliği yansıtıyor. Demokratlar ise kararın seçmen katılımını düşüreceğini ve özellikle yaşlı, engelli ve düşük gelirli seçmenleri olumsuz etkileyeceğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki seçim hukuku tartışmaları, ülkenin demokratik imajını zedeleyebilir. Posta oylamasına getirilen kısıtlamalar, uluslararası gözlemciler tarafından yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği ve diğer demokrasiler, ABD'deki seçim güvenliği konusundaki gelişmeleri izliyor. Trump'ın Yüksek Mahkeme'ye yönelik saldırıları, yargı bağımsızlığı tartışmalarını da derinleştiriyor. Bu durum, ABD'nin küresel liderlik iddiasını sorgulatan bir unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim sistemi tartışmaları, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkilemese de, Washington'un iç siyasi dinamikleri iki ülke arasındaki işbirliği alanlarını (savunma, ticaret, bölgesel güvenlik) dolaylı olarak şekillendirebilir. Özellikle 2024 seçimleri sonrası ABD'nin dış politika yönelimi, Türkiye'nin Suriye, Doğu Akdeniz ve NATO konularındaki pozisyonunu etkileyebilir. Trump'ın olası adaylığı, Türkiye için öngörülemez bir dönem anlamına geliyor. Ayrıca, ABD'deki demokratik kurumlara yönelik güven erozyonu, küresel istikrarı zayıflatarak Türkiye gibi bölgesel güçlerin manevra alanını genişletebilir.