Eski Başkan Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin posta yoluyla oy kullanma sınırlamalarını engellemesinin ardından, kendi atadığı yargıçları sert bir dille eleştirdi. Trump, Yüksek Mahkeme'ye atadığı yargıçların göreve geldikten sonra değiştiğini öne sürerek, "Benim atadığım yargıçlar beni hayal kırıklığına uğrattı. Artık kimin tarafında olduklarını bilmiyorum" dedi. Karar, 2024 seçimlerine giden süreçte posta yoluyla oy kullanma kurallarının belirlenmesi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Kararın Arka Planı ve Trump'ın Tepkisi
Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin posta yoluyla oy kullanma sürelerini kısaltan ve seçim güvenliğini artırmayı amaçlayan düzenlemesini anayasal gerekçelerle iptal etti. Mahkeme, eyaletlerin seçim kurallarını belirleme yetkisinin federal hükümet tarafından sınırlandırılamayacağına hükmetti. Karar, 6-3'lük bir oy çokluğuyla alındı; muhalefet şerhini Trump'ın atadığı üç yargıçtan biri olan Justice Brett Kavanaugh yazdı. Trump, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Yıllarca bu yargıçları destekledim, ama şimdi görüyorum ki derin devlet onları da ele geçirmiş" ifadelerini kullandı. Trump, özellikle kendi döneminde atadığı Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett'ı hedef aldı. "Onları ben atadım, şimdi bana ihanet ediyorlar" diyen Trump, destekçilerine "artık posta yoluyla oy kullanmaya güvenmeyin" çağrısı yaptı.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, 2020 seçimlerinde posta yoluyla oy kullanımının yaygınlaşması ve Trump'ın bu yöntemi sürekli eleştirmesiyle bağlantılı. Trump, posta yoluyla oy kullanmanın seçim hilesine yol açtığını iddia ediyor. Ancak mahkeme, eyaletlerin yetkilerine yapılan müdahalenin federalizm ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Karar, seçim hukuku uzmanları tarafından "eyalet haklarının korunması" olarak yorumlandı. Trump'ın tepkisi, Cumhuriyetçi Parti içinde de yankı buldu; bazı milletvekilleri kararı "hayal kırıklığı" olarak nitelendirirken, bazıları ise "yargı bağımsızlığına saygı duyulması gerektiğini" savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Avrupa ülkeleri ve diğer demokrasiler, ABD'deki posta yoluyla oy kullanma tartışmalarını yakından takip ediyor. Özellikle Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD'nin seçim sistemine yönelik eleştirileri propaganda malzemesi olarak kullanabilir. NATO müttefikleri ise ABD'deki siyasi istikrarsızlığın ittifak içindeki karar alma süreçlerini etkileyebileceğinden endişe ediyor. Uluslararası gözlemciler, Trump'ın Yüksek Mahkeme'ye yönelik eleştirilerinin yargı bağımsızlığı ilkesine zarar verdiğini belirtiyor. Bu durum, küresel ölçekte otoriter eğilimleri güçlendirebilir ve demokratik kurumlara olan güveni sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki seçim süreçlerini ve yargı kararlarını yakından izliyor. Trump'ın Yüksek Mahkeme'ye yönelik eleştirileri, Türkiye-ABD ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD'nin iç siyasi dinamikleri Türkiye'nin dış politika hesaplarını etkileyebilir. Özellikle savunma iş birlikleri, F-16 satışı ve İsveç'in NATO üyeliği gibi konularda ABD Kongresi'nin tutumu önemli. Trump'ın yargıya müdahale girişimleri, ABD'nin demokratik kurumlarına olan güveni sarsarak, Türkiye gibi müttefiklerin stratejik belirsizlik yaşamasına neden olabilir. Ayrıca, posta yoluyla oy kullanma tartışmaları, Türkiye'deki seçim güvenliği tartışmalarına da örnek teşkil edebilir.