Trump yönetimi, en az 11 eyalet ve bir ABD topraklarında tüm çocuklara yönelik Covid-19 aşılarını bekletiyor. Yetkililer, aşıların ne zaman veya hangi koşullarda serbest bırakılacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. Bu hamle, yönetimin aşı kısıtlamaları yönündeki son adımı olarak değerlendiriliyor.
Aşı Tedarikinde Gecikmenin Arka Planı
Trump yönetiminin çocuklara yönelik Covid-19 aşılarını engelleme kararı, federal sağlık kurumları ile eyalet yönetimleri arasında yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Söz konusu eyaletlerin hangileri olduğu netleşmezken, kaynaklar en az 11 eyalet ve bir ABD topraklarında aşı sevkiyatının durdurulduğunu aktarıyor. Bu eyaletlerin çoğunlukla Demokrat valiler tarafından yönetildiği ve federal hükümetle geçmişte de aşı politikaları konusunda anlaşmazlık yaşadığı biliniyor.
Yönetim yetkilileri, gecikmenin "bilimsel inceleme" gerekçesiyle yapıldığını öne sürerken, kamu sağlığı uzmanları bunun siyasi bir hamle olduğunu belirtiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış aşıların dağıtımının durdurulması, federal ajansların bağımsızlığına yönelik endişeleri artırdı. Daha önce de yönetim, aşı zorunluluklarını eyaletlere bırakma ve federal destek programlarını kısıtlama yönünde adımlar atmıştı.
Çocuklara yönelik Covid-19 aşıları, özellikle 5-11 yaş aralığında hastaneye yatışları ve ciddi komplikasyonları azaltmada etkili olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış durumda. Aşının bekletilmesi, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar ve altta yatan sağlık sorunları bulunanlar için ciddi risk oluşturuyor. Eyalet sağlık yetkilileri, federal stoklardan sevkiyat yapılmaması nedeniyle yerel aşı kampanyalarının aksadığını, ebeveynlerin randevularının iptal edildiğini bildiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu gelişme, küresel aşı diplomasisini de yakından ilgilendiriyor. ABD, Covid-19 aşılarının en büyük üreticilerinden ve bağışçılarından biri konumunda. Federal hükümetin çocuk aşılarını kısıtlaması, uluslararası kuruluşların ABD'den tedarik ettiği dozlarda da belirsizliğe yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve diğer sağlık kuruluşları, aşı tereddüdünün yayılmasını önlemek için ülkelerin bilimsel verilere dayalı karar alması gerektiğini vurguluyor.
Trump yönetiminin aşı karşıtı söylemi, dünya genelinde aşı karşıtı hareketleri de cesaretlendirebilir. Avrupa ve Asya'da bazı ülkelerde aşı tereddüdü zaten artış eğilimindeydi; ABD'den gelen bu tür haberler, aşı karşıtı propagandanın güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, uluslararası seyahat ve ticaret için aşı sertifikası uygulamaları olan ülkeler, ABD'den gelen çocuk yolcuların aşı durumunu sorgulayabilir. Bu da diplomatik gerilimlere yol açabilir.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, kararın "ebeveyn hakları" ve "eyaletlerin yetkisi" çerçevesinde alındığı savunuluyor. Ancak muhalefet, bunun bilimsel gerçekleri hiçe sayan bir siyasi manevra olduğunu belirtiyor. Kongre'deki Demokrat milletvekilleri, konuyu yargıya taşıma ve idari soruşturma başlatma hazırlığında. Önümüzdeki günlerde federal mahkemelerde aşı dağıtımının durdurulmasına ilişkin davaların açılması bekleniyor.
Seçim kampanyası döneminde aşı karşıtı seçmen kitlesini konsolide etmeyi amaçlayan bu adımın, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti içindeki aşı şüpheci kanadı güçlendirmesi muhtemel. Ancak aynı zamanda, kamu sağlığı savunucuları ve eğitim sendikaları da harekete geçerek karşı kampanya yürütüyor. ABD'deki bu iç siyasi çekişme, ülkenin küresel sağlık liderliği imajını da zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de çocuklara yönelik Covid-19 aşılarının bekletilmesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel aşı politikalarındaki dalgalanma Türkiye'yi dolaylı yoldan ilgilendiriyor. Türkiye, kendi aşı üretim kapasitesini geliştirmeye çalışırken, uluslararası alanda aşı tereddüdüyle mücadele ediyor. ABD'deki bu gelişme, aşı karşıtı söylemleri güçlendirerek Türkiye'deki aşı kampanyalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD ile yürütülen sağlık işbirliği ve ortak araştırma projeleri, federal hükümetin aşı kısıtlamaları nedeniyle sekteye uğrayabilir. Türkiye'nin, DSÖ ve diğer uluslararası platformlarda aşı erişimini savunmaya devam etmesi, hem halk sağlığı hem de diplomatik etki açısından önem taşıyor.