Donald Trump yönetimi, üniversite öğrencilerine yönelik federal mali yardımları, mezuniyet sonrası yüksek ücretli iş imkânı sunmayan bölümler için kesmeyi planlıyor. Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni bir yönerge taslağına göre, yalnızca belirli bir gelir eşiğinin üzerinde iş bulma oranına sahip programlar desteklenecek. Eleştirmenler bu düzenlemenin ‘ciddi revizyonlar’ gerektirdiğini savunuyor.
Yeni Düzenlemenin Ayrıntıları
Eğitim Bakanı Betsy DeVos'un öncülüğünde hazırlanan taslak, federal mali yardım programlarını doğrudan iş piyasası verilerine endeksliyor. Buna göre, bir üniversite bölümünden mezun olanların en az yüzde 60'ının, bölümün ortalama maliyetini karşılayacak bir gelir düzeyine ulaşması gerekiyor. Aksi halde o bölüme yönelik Pell Grant'leri ve federal öğrenci kredileri durdurulabilecek.
Özellikle sosyal bilimler, güzel sanatlar ve beşeri bilimler gibi alanlar hedefte. Beyaz Saray yetkilileri, bu adımın ‘vergi mükelleflerinin parasının verimli kullanılmasını sağlayacağını’ savunuyor. Ancak eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları, düzenlemeyi ‘anti-entellektüel’ ve ‘sınıfsal ayrımcılık’ olarak nitelendiriyor. Harvard Hukuk Fakültesi'nden Prof. Michael Sandel, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir ulus, yalnızca ekonomik getiriyle ölçülemeyecek değerlere de yatırım yapmalıdır” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Trump yönetiminin bu hamlesi, ABD'de yüksek öğrenimin ‘kariyer odaklı’ bir modele dönüşmesi yönündeki tartışmaları alevlendirdi. Benzer öneriler daha önce de Cumhuriyetçi çevrelerde dile getirilmiş, ancak bu kadar kapsamlı bir düzenleme ilk kez gündeme geliyor. Küresel ölçekte, ABD'nin bu politikası diğer ülkelerde de model teşkil edebilir. Özellikle İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde de öğrenci kredisi sistemleri tartışılırken, bu adımın izlenmesi bekleniyor.
Diğer yandan, teknoloji devleri ve Wall Street firmalarının ‘STEM’ alanlarına yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında, düzenlemenin özel sektör dinamikleriyle de örtüştüğü görülüyor. Ancak Amerikan Üniversite Profesörleri Derneği (AAUP), yaptığı yazılı açıklamada, “Eğitim, işsizlik oranlarına indirgenemez; üniversiteler demokrasinin temel direkleridir” uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir tartışma YÖK'ün kontenjan politikaları ekseninde sürmektedir. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'de özellikle sosyal bilimler ve beşeri bilimler alanlarında okuyan öğrencilerin istihdam kaygılarını daha da artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile olan eğitim ve araştırma işbirliği anlaşmaları, bu tür federal düzenlemelerden etkilenebilir. Örneğin, Fulbright programı gibi değişimlerde bölüm bazlı kısıtlamalar gündeme gelebilir. Küresel eğilim olarak 'mezuniyet sonrası geri dönüş' odaklı politikaların yaygınlaşması, Türkiye'nin kendi yükseköğretim stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.