Donald Trump yönetimi, geçen yıldan bu yana federal kurumlar tarafından kamuya sunulan veri miktarını kademeli olarak azaltıyor. Beyaz Saray’ın talimatıyla başlatılan bu süreç, çevre koruma, kamu sağlığı, iklim değişikliği ve ekonomik göstergeler gibi kritik alanlardaki bilgilere erişimi sınırlandırıyor. Uzmanlar, bu uygulamanın kamuoyunun bilgi edinme hakkını ihlal ettiğini ve hükümetin hesap verebilirliğini zayıflattığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiği ilk günden itibaren federal veri paylaşımını azaltma yönünde adımlar attı. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), İklim Değişikliği web sitesini kaldırdı; Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ise LGBTQ+ sağlık verilerini yayımlamayı durdurdu. Ayrıca, Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun bazı raporları artık aylık değil, üç aylık periyotlarla yayımlanıyor. Bu kısıtlamalar, bilim insanları ve araştırmacılar tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Harvard Üniversitesi’nden veri bilimci Dr. Emily Chen, "Halkın sağlığı, hava kalitesi ve işsizlik gibi konularda doğru ve zamanında bilgiye ulaşması demokratik bir haktır. Bu verilerin gizlenmesi, toplumsal karar alma mekanizmalarını olumsuz etkiliyor" dedi.
Öte yandan, bazı Cumhuriyetçi politikacılar bu adımları savunarak, veri paylaşımının "aşırı bürokratik" olduğunu ve özel sektörün bu boşluğu doldurabileceğini iddia ediyor. Ancak eleştirmenler, özel sektörün ticari kaygılar nedeniyle tarafsız veri sağlamasının mümkün olmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD’nin kamu verilerini kısıtlaması, küresel ölçekte veri paylaşımı normlarını da etkileyebilir. Birçok uluslararası kuruluş, iklim değişikliği modelleri, küresel ticaret akışları ve salgın hastalık izleme gibi alanlarda ABD verilerine bağımlı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, veri kesintilerinin küresel politikaları olumsuz etkileyebileceği uyarısı yapıyor. Ayrıca, bu durum Çin ve Rusya gibi ülkelerin kendi veri paylaşım standartlarını empoze etmesine zemin hazırlayabilir. Avrupa Birliği ise açık veri politikalarını güçlendirerek, ABD'nin aksine daha şeffaf bir model izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin kamu verilerini kısıtlaması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel veri paylaşımındaki boşluk, Türkiye'nin uluslararası ticaret ve iklim politikalarında bilgi asimetrisi yaratabilir. Özellikle iklim değişikliği verilerine erişim kısıtlanırsa, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve AB ile uyum çabaları olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, ABD'nin veri şeffaflığından uzaklaşması, otoriter rejimler için bir referans noktası oluşturabilir; bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde şeffaflık taleplerini zayıflatabilir. Ancak Türkiye, kendi açık veri politikalarını güçlendirerek bu süreçte fırsat da yakalayabilir.