ABD'de Trump yönetiminin tartışmalı göç politikası kapsamında, Afrika ülkesi Eswatini'ye (eski adıyla Svaziland) on bir göçmen daha sınır dışı edildi. Konuyu takip eden Amerikalı bir avukat, söz konusu kişilerin 8 Temmuz Çarşamba günü ülkeye ulaştığını doğruladı. Bu, Trump yönetiminin ABD'de yasadışı yollarla bulunan göçmenleri, kendi ülkeleri yerine üçüncü bir ülkeye gönderme uygulamasının bir parçası olarak kayıtlara geçti.
Eswatini'ye yönelik sınır dışıların arka planı
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin yürüttüğü operasyon kapsamında, son iki ay içinde Eswatini'ye gönderilen toplam kişi sayısı 30'u aştı. Daha önce Mart ayında 11 kişi, Nisan ayında ise 8 kişi daha bu ülkeye sınır dışı edilmişti. Uygulama, Başkan Donald Trump'ın 2017'de imzaladığı ve üçüncü ülkelerle anlaşma yaparak sığınmacıları bu ülkelere yönlendirme yetkisi veren bir yürütme emrine dayanıyor.
Eswatini, Amerika kıtası dışında bu tür bir anlaşma imzalayan nadir ülkelerden biri. Ülke, ABD'den sınır dışı edilen göçmenleri kabul etmeyi kabul eden bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak insan hakları örgütleri, sınır dışı edilenlerin Eswatini'de güvenli bir şekilde yerleştirilip yerleştirilmediğine dair endişelerini dile getiriyor. Göçmenlerin çoğu, başta Orta Amerika ülkeleri olmak üzere farklı milletlerden oluşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu uygulama, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarının en tartışmalı yönlerinden biri haline geldi. Eleştirmenler, sınır dışı edilen göçmenlerin kendi ülkelerine gitmek yerine, hiçbir bağlarının olmadığı bir ülkeye gönderilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Öte yandan ABD yönetimi, bu politikayı yasadışı göçü caydırmak ve sığınma başvurularını azaltmak için bir araç olarak görüyor.
Eswatini, dünyanın en küçük ve en fakir ülkelerinden biri olarak, bu göçmenleri entegre etme kapasitesi konusunda sorgulanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), konuyu yakından takip ettiğini ancak henüz resmi bir açıklama yapmadığını belirtti. Afrika Birliği ise, üye ülkelerin ABD ile bu tür ikili anlaşmalar yapmasının kıtanın göç politikalarına zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel göç yönetişimi bağlamında Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, 2016'daki AB-Göç Mutabakatı kapsamında benzer bir uygulamaya taraf olmuş, Suriyeli sığınmacıların AB'ye geçişini engelleme karşılığında mali yardım almıştı. Trump yönetiminin üçüncü ülkelere sınır dışı uygulaması, Türkiye'nin de dahil olduğu “güvenli üçüncü ülke” kavramının uluslararası hukuktaki tartışmalı boyutunu bir kez daha gündeme getiriyor. Türk dış politikası, bu tür uygulamaların insan hakları ve uluslararası koruma ilkeleriyle uyumunu sorgularken, kendi göç politikasını da bu çerçevede meşrulaştırmaya çalışıyor.