WASHINGTON, 8 Temmuz - ABD Başkanı Donald Trump'ın, popülerliğini yitiren İran savaşından kurtulma çabaları, iki taraf arasındaki son saldırıların ardından yeni bir engelle karşılaştı. Trump'ın elinde birkaç iyi seçenek kalmış durumda ve ateşkes de sallantıda. Başkan, seçim vaatlerinden biri olan 'sonsuz savaşları sona erdirme' sözünü tutmakta zorlanırken, İran cephesindeki gelişmeler durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Son haftalarda yaşanan çatışmalar, taraflar arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı ve diplomatik çözüm umutlarını zayıflattı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2020 yılında İran'ın üst düzey askeri yetkilisi Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından başlayan gerginliği düşürmeye çalışıyor. Ancak İran'ın misilleme saldırıları ve ABD'nin Irak'taki üslerine yönelik tehditler, Washington'u zor durumda bırakıyor. Beyaz Saray, asker sayısını azaltma planları yaparken, İran destekli milis grupların saldırıları bu planları sekteye uğratıyor. Trump, savaşın maliyetini ve insani bedelini azaltmak istese de, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle tam bir geri çekilme mümkün görünmüyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel müttefikler, ABD'nin çekilmesi halinde İran'ın daha da saldırganlaşacağı konusunda uyarıyor.
Son olarak, Hürmüz Boğazı'nda bir ABD destroyerine yönelik saldırı girişimi, tansiyonu yeniden yükseltti. Pentagon, bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu belirtirken, İran ise saldırıyı 'uyarı' olarak nitelendirdi. Trump yönetimi, hem iç kamuoyuna hem de uluslararası topluma savaştan çıkmak istediğini göstermeye çalışsa da, sahada gelişmeler kontrolü zorlaştırıyor. Ateşkes görüşmeleri ise şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedemedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerilimi, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir kriz haline geldi. İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Yemen, Suriye ve Irak'ta yürüttüğü faaliyetler, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin askeri varlığını azaltması durumunda İran'ın daha agresif hale geleceğinden endişe ediyor. Öte yandan, Avrupalı müttefikler, ABD'nin İran'dan çekilmesinin nükleer anlaşmanın tamamen çökmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Rusya ve Çin ise bu durumu kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor; Moskova, İran'a askeri destek sağlarken, Pekin de ekonomik işbirliğini artırıyor.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, petrol fiyatlarının yükselmesine neden olurken, piyasalarda belirsizlik hakim. Trump yönetimi, İran petrol ihracatını sıfırlama politikasını sürdürmek istese de, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin bu yaptırımlara uymaması, ABD'nin elini zayıflatıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırdığı yönündeki istihbarat raporları, İsrail'in askeri müdahale olasılığını gündeme getiriyor. Bölgede yeni bir savaş riski, tüm ülkeleri tedirgin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı doğrudan etkiliyor. İran-ABD gerilimi, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmadığı gibi, iki ülke arasında enerji ve ticaret köprüsü olmayı sürdürüyor. Ancak İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri, Ankara için de endişe kaynağı. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli bir politika izlemeye çalışırken, olası bir savaş halinde mülteci akını ve ekonomik kriz riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Rusya'nın İran'a artan desteği, Türkiye'nin Suriye'deki pozisyonunu zorlaştırabilir.