Beyaz Saray, eski Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde doğuştan vatandaşlık uygulamasını sona erdirmek için hukuki mücadeleyi sürdürecek. Bir Beyaz Saray danışmanı, El Cezire'ye yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde yer alan ve ABD topraklarında doğan herkese otomatik vatandaşlık veren düzenlemeyi değiştirmek için Kongre'den ziyade yürütme kararlarıyla ilerlemeyi hedeflediğini belirtti. Danışman, \"Başkan Trump, bu konuda kararlı ve gerekli tüm yasal adımları atacak\" ifadelerini kullandı. Konu, federal mahkemelerde tartışılmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
Doğuştan vatandaşlık, ABD'de 1868'de kabul edilen 14. Ek Madde ile güvence altına alınmış bir haktır. Madde, \"Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve yargı yetkisine tabi olan herkes, Amerika Birleşik Devletleri'nin ve ikamet ettikleri eyaletin vatandaşıdır\" hükmünü içerir. Trump, 2019'da yayımladığı bir başkanlık kararnamesiyle bu uygulamayı sınırlamaya çalışmış, ancak federal yargıçlar kararnameyi anayasaya aykırı bularak engellemişti. Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte konu yeniden gündeme geldi. Beyaz Saray sözcüsü, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapmazken, danışmanın El Cezire'ye sözleri resmi pozisyon olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, doğuştan vatandaşlığın kaldırılmasının anayasa değişikliği gerektirdiğini ve bunun da Kongre'de üçte iki çoğunluk ve eyaletlerin dörtte üçünün onayıyla mümkün olabileceğini vurguluyor. Trump yönetiminin bu zorluğu aşmak için farklı bir hukuki yol izleyip izlemeyeceği merak konusu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de doğuştan vatandaşlık uygulaması, dünyada sadece 30 ülkede bulunan bir sistemdir. Kanada, Meksika ve Brezilya gibi ülkeler de benzer bir uygulamaya sahiptir. Trump'ın bu girişimi, özellikle Latin Amerika ülkelerinden ABD'ye yönelen göç dalgasıyla yakından ilişkilidir. Göçmen hakları savunucuları, doğuştan vatandaşlığın kaldırılmasının binlerce çocuğu vatansız bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Küresel ölçekte ise bu hamle, diğer ülkelerdeki benzer uygulamaları da etkileyebilir. Avrupa'da doğuştan vatandaşlık genellikle sınırlı koşullarla uygulanırken, ABD'nin bu adımı uluslararası insan hakları normları açısından tartışmalara yol açabilir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, vatansızlığın azaltılması çağrısı yaparken, ABD'nin bu adımı ters yönde bir etki yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de doğuştan vatandaşlığın kaldırılması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel göç politikaları açısından önemli bir sinyal olabilir. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere geniş bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor. ABD'nin bu adımı, uluslararası toplumda vatandaşlık ve göçmen hakları konusundaki tartışmaları alevlendirebilir. Türkiye'nin kendi vatandaşlık politikaları göz önüne alındığında, ABD'deki bu gelişme, özellikle vatansızlıkla mücadele ve entegrasyon politikaları açısından dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki stratejik ilişkiler bağlamında bu tür iç siyasi tartışmaların doğrudan bir yansıması olmasa da, ABD'nin göçmen karşıtı söyleminin küresel bir trend haline gelmesi Türkiye'nin dış politikasında ek bir faktör olarak değerlendirilebilir.