ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğumda ABD topraklarında doğan herkesin vatandaş olmasını kısıtlama çabalarını reddederek Cumhuriyetçi başkana ağır bir darbe indirdi. Ancak bu karardan sadece bir gün önce mahkeme, Trump'a muhalif yargıçların "başkanlık gücünü tehlikeli biçimde genişletiyor" dediği bir yetki kararı çıkardı. 1 Temmuz'da Washington'da açıklanan bu iki karar, Trump'ın yargısal stratejisinin zafer ve yenilgilerini aynı hafta içinde gösteriyor.
Doğumla vatandaşlık kararı ve başkanlık yetkisi tartışması
Mahkeme, 5-4 oyla, Trump yönetiminin "doğum turizmi" ve göçmenlik suistimalini önleme gerekçesiyle daraltmaya çalıştığı doğumda vatandaşlık hakkını korudu. Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'ne dayanan bu hak, ülkede doğan herkese otomatik vatandaşlık veriyor. Trump, başkanlık yetkisine dayanarak bu hakkı idari kararnameyle sınırlandırmak istemiş, ancak alt mahkemeler ve şimdi de Yüksek Mahkeme bu girişimi engellemişti. Karar, özellikle göçmen toplulukları ve sivil haklar örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
Ancak bir gün önce, 30 Haziran'da mahkeme, başkanın resmi görevleri sırasında işlediği iddia edilen suçlar için mutlak dokunulmazlık tanıyan bir karar aldı. Muhalif yargıçlar, bu kararın "başkanı kral gibi" konumlandırdığını ve Trump'ın kendisine yöneltilen birçok davada korunmasına yol açabileceğini belirtti. Karar, özellikle Trump'ın 2020 seçimlerine müdahale ve 6 Ocak Kongre baskınıyla ilgili yargılamaları etkileyebilir.
Küresel yankılar ve demokratik denge endişesi
Bu kararlar, dünya genelinde demokratik kurumlar ve kuvvetler ayrılığı ilkesi açısından tartışma yarattı. Avrupa Birliği ve birçok demokrasi, başkanlık dokunulmazlığının genişletilmesinin hukukun üstünlüğünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Latin Amerika ülkeleri, ABD'nin göçmen politikalarındaki değişimleri yakından izliyor. Doğumla vatandaşlık hakkının korunması, bölgede ABD’nin göçmen dostu imajını kısmen de olsa korudu. Ancak başkanlık dokunulmazlığı kararı, otoriterleşme eğilimindeki ülkeler için olumsuz bir örnek oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde iki farklı boyutu etkileyebilir. Doğumla vatandaşlık kararı, ABD'de yaşayan Türk kökenli ailelerin çocuklarının vatandaşlık statüsünü güvence altına alıyor. Öte yandan, başkanlık dokunulmazlığının genişletilmesi, Trump'ın Türkiye'ye yönelik yaptırım veya askeri müdahale kararlarını daha rahat alabilmesine yol açabilir. Türkiye'nin S-400 ve Doğu Akdeniz politikaları gibi konularda Trump'ın elini güçlendiren bu karar, iki ülke arasındaki gerginliklerde başkana daha fazla manevra alanı tanıyor. Ayrıca, Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, güçler ayrılığı konusunda küresel bir tartışma başlatırken, Türkiye'de de benzer yetki genişletme adımlarının uluslararası meşruiyetini dolaylı olarak etkileyebilir.