ABD'de Trump yönetimi, Başkan Joe Biden döneminde hazırlanan ve 2023 yılında yayımlanan Beşinci Ulusal İklim Değerlendirmesi'nde (Fifth National Climate Assessment) değişiklik yapmak için harekete geçti. Yönetim, rapordaki en kötü senaryo bölümünün yeniden çerçevelenmesini öneriyor. Bu adım, Birleşmiş Milletler (BM) bilim insanlarının bu yılın başlarında söz konusu senaryonun gerçekçi olmadığını açıklamasının ardından geldi. İklim değişikliği konusunda uluslararası arenada tartışmalar sürerken, Trump yönetiminin bu hamlesi bilim çevrelerinde endişe yarattı.
Önerilen Değişiklik ve İçeriği
Trump yönetiminin önerisi, Ulusal İklim Değerlendirmesi'nin 'yüksek emisyon senaryosu' olarak bilinen ve sera gazı emisyonlarının hızla artmaya devam ettiği varsayımına dayanan bölümünü etkiliyor. Yönetim, bu senaryonun artık geçerli olmadığını savunarak, raporun daha iyimser bir çerçeveye oturtulmasını istiyor. Bu değişiklik, raporun bilimsel bütünlüğünü zedeleyebileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) uzmanları, bu yıl yayımladıkları değerlendirmede, en kötü senaryo olarak bilinen RCP8.5'in 'olası olmadığını' belirtmişti. Ancak bu, diğer senaryoların ciddiyetini azaltmıyor; iklim krizinin etkileri hala devam ediyor. Trump yönetiminin bu bilimsel bulguyu kendi politikalarına uygun şekilde kullanmaya çalıştığı düşünülüyor.
Öneri, federal kurumların raporu nasıl kullanacağını da etkileyebilir. Ulusal İklim Değerlendirmesi, ülke genelinde iklim politikalarının oluşturulmasında temel referans kaynağı olarak görülüyor. Değişiklik yapılırsa, eyaletlerin ve yerel yönetimlerin iklim planlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, raporun küresel ısınmayla mücadele kararlılığını zayıflatacağı endişesi dile getiriliyor.
Bilim Dünyasından Eleştiriler ve Uluslararası Boyut
Bilim insanları ve çevre örgütleri, Trump yönetiminin bu hamlesini sert şekilde eleştirdi. İklim bilimci Dr. Michael Mann, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu, bilimi bükmenin açık bir örneği. İklim krizi gerçek ve hızlanıyor; bu tür değişiklikler yalnızca toplumu tehlikeye atıyor" ifadelerini kullandı. Benzer şekilde, ABD'nin önde gelen çevre kuruluşlarından Doğal Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC) de yönetimin önerisini 'tehlikeli bir geri adım' olarak nitelendirdi.
Öneri, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerine bağlılığını vurgulayan Avrupa Birliği yetkilileri, ABD'nin bu adımının küresel iklim mücadelesini zayıflatacağını ifade etti. Özellikle, ABD'nin dünyanın en büyük ikinci sera gazı emisyonuna sahip ülkesi olduğu düşünüldüğünde, bu tür bir tutumun uluslararası anlaşmaların geleceğini riske atabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Trump yönetiminin önceki dönemde de Paris Anlaşması'ndan çekilme kararı aldığını hatırlatarak, bu girişimin iklim bilimini itibarsızlaştırmaya yönelik bir adım olduğunu savunuyor. Ayrıca, bu değişikliğin, fosil yakıt endüstrisinin çıkarlarına hizmet ettiği yorumları yapılıyor. Konuyla ilgili olarak Beyaz Saray'dan henüz resmi bir açıklama yapılmadı, ancak sürecin önümüzdeki haftalarda netleşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede Paris Anlaşması'na taraf olarak uluslararası sorumluluklarını kabul etmiş durumda. ABD'nin iklim raporunu güncelleme girişimi, küresel iklim politikalarında belirsizlik yaratabilir. Bu durum, Türkiye'nin yeşil dönüşüm hedeflerini etkileyebilir; özellikle gelişmekte olan ülkelere sağlanan iklim finansmanı ve teknoloji transferi müzakerelerinde ABD'nin tutumu önemli. Ayrıca, Türkiye'nin enerji politikaları ve yenilenebilir enerji yatırımları, ABD gibi büyük ekonomilerin iklim politikalarından doğrudan etkilenebilir. Bu nedenle Ankara'nın süreci yakından izlemesi ve uluslararası platformlarda bilime dayalı politikalar desteklemesi kritik önem taşıyor.