ABD'de Donald Trump yönetimi, Alaska'nın bakir vahşi yaşam alanı Arctic National Wildlife Refuge (ANWR) bölgesinde petrol ve doğal gaz arama ruhsatları için ihale düzenledi. Ancak Cuma günü sonuçlanan ihalede, yaklaşık 60 parselden sadece beşine teklif verildi. Sadece iki şirketin katıldığı ihale, bölgenin enerji potansiyeline yönelik beklentilerin ve kamu ilgisinin düşük olduğunu ortaya koydu. Trump yönetimi, seçim yenilgisinin ardından görevi devretmeden önce ANWR'da sondaj iznini kalıcı hale getirmek istiyordu, ancak ihaledeki zayıf talep bu planı sekteye uğrattı.
İhaleye katılım ve arka plan
İhale, Alaska Endüstriyel Kalkınma ve İhracat İdaresi (AIDEA) tarafından yürütüldü. AIDEA, Alaska eyaletine ait bir kalkınma kuruluşu. Sadece iki teklif veren oldu: AIDEA'nın kendisi ve Nam June Paik adlı bir şirket. İkinci şirketin kimliği ve amacı ise belirsizliğini koruyor. Özellikle 26 milyon dönümlük ANWR'nin kıyı ovasında (1002 Alanı) petrol varlığı uzun süredir tartışılıyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), bölgede 7,7 milyar varil petrol olduğunu tahmin ediyor, ancak bu miktarın sadece 1,5 milyar varilinin ekonomik olarak çıkarılabilir olduğu düşünülüyor.
Trump yönetimi, 2017'de kabul edilen vergi yasası ile ANWR'da sondajın önünü açmıştı. Ancak çevre örgütleri ve yerli topluluklar, bölgenin ekolojik hassasiyetine dikkat çekerek karara tepki göstermişti. ANWR, kutup ayıları, ren geyikleri ve milyonlarca göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Biden yönetiminin ise göreve başlar başlamaz yeni sondaj ruhsatlarını askıya alması bekleniyor.
Küresel enerji piyasaları ve jeopolitik bağlam
Bu ihalenin düşük katılımla sonuçlanması, küresel enerji piyasalarındaki dönüşümün bir yansıması olarak okunabilir. Petrol fiyatlarının son yıllarda dalgalı seyretmesi, yenilenebilir enerjiye yönelik artan yatırımlar ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin ön plana çıkması, büyük enerji şirketlerinin yeni ve riskli sahalara yatırım yapma isteğini azaltıyor. Öte yandan, Trump yönetiminin enerji bağımsızlığı söylemi kapsamında Alaska'yı bir enerji üssü haline getirme çabası, Biden döneminde tersine dönebilir. Biden'ın iklim değişikliğiyle mücadele vaatleri arasında federal arazilerde yeni petrol ve doğal gaz sondajını durdurmak da yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alaska'daki bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da küresel enerji politikalarındaki değişimin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. ABD'nin enerji üretiminde iklim odaklı bir dönüşüme gitmesi, küresel petrol arzında kısa vadede bir daralmaya yol açmasa da, uzun vadede enerji fiyatlarını ve ticaret dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan ABD'den yapılan LNG alımlarının geleceği, Biden yönetiminin fosil yakıt politikalarına bağlı olarak şekillenecektir. Bununla birlikte, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki kendi enerji arama faaliyetleri, ABD'nin çevresel duyarlılık söylemlerine karşın ulusal çıkarlarını önceliklendirdiği bir dönemde uluslararası alanda nasıl bir pozisyon alacağı sorusunu gündeme getiriyor.