ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası sırasında sık sık dile getirdiği 'yeni savaşlar başlatmayacağı' vaadini son günlerde yalanladı. BBC Verify ekibinin yaptığı araştırma, Trump'ın 2024 başkanlık seçimleri sürecinde bu ifadeyi en az bir düzine farklı miting ve röportajda kullandığını ortaya koydu. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Trump'ın 'barışçıl bir dış politika izlediğini' ancak 'hiçbir zaman yeni savaş olmayacağına dair mutlak bir taahhüt vermediğini' savundu.
Trump'ın söylemleri ile eylemleri arasındaki çelişki
Trump, 2024 başkanlık kampanyası boyunca destekçilerine 'Ben başkan olduğumda yeni savaşlar olmayacak' (There will be no new wars when I'm president) ifadesini defalarca tekrarladı. Bu sözler, özellikle Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da artan gerilimlerin gölgesinde, savaş yorgunu Amerikan seçmenine hitap etmek amacı taşıyordu. Ancak göreve başlamasının ardından Trump yönetimi, Yemen'deki Husilere karşı askeri operasyonları yoğunlaştırdı, Ukrayna'ya askeri yardımı durdurma sinyali verdi ve İran'a karşı 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye soktu. Bu adımlar, Trump'ın 'barış vaadi' ile çelişiyor. BBC Verify, Trump'ın 2024 yılı boyunca yaptığı 20'den fazla konuşmayı analiz ederek, 'no new wars' ifadesinin en az 15 farklı etkinlikte geçtiğini belgeledi.
Uzmanlar, Trump'ın bu tutumunu 'seçim kampanyası söylemi ile yönetim gerçeği arasındaki uçurum' olarak yorumluyor. Georgetown Üniversitesi'nden Prof. Daniel Byman, 'Trump'ın söylemleri genellikle izolasyonist bir çizgi izlese de, pratikte askeri güç kullanmaktan çekinmediğini biliyoruz. Bu, onun dış politika doktrininin temel çelişkilerinden biri.' dedi.
Küresel yankılar ve stratejik sonuçlar
Trump'ın yeni savaşlar konusundaki bu çelişkili tutumu, uluslararası toplumda endişe yaratmış durumda. Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri, ABD'nin güvenlik garantilerine olan güvenin sorgulanmasına yol açabilecek bu tür açıklamaları kaygıyla izliyor. Özellikle Ukrayna savaşı ve İsrail-Filistin çatışması gibi sıcak bölgelerde, Trump'ın 'yeni savaş yok' vaadinin geçerliliğini yitirmesi, küresel güvenlik dengelerini yeniden şekillendirebilir. Öte yandan Çin, Trump'ın bu çelişkisini kendi lehine kullanmaya çalışabilir; Pekin yönetimi, ABD'nin askeri müdahalecilikten vazgeçmediği mesajını vererek, Asya-Pasifik'teki kendi genişleme politikasını meşrulaştırabilir.
Trump'ın açıklamaları, ABD iç siyasetinde de tartışma yarattı. Demokrat Parti'den Senatör Chris Murphy, 'Trump ya seçmenlerine yalan söylüyor ya da ne yaptığını bilmiyor. İkisi de tehlikeli.' ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi cephede ise Trump'ın en büyük destekçilerinden Senatör Lindsey Graham, 'Başkan'ın önceliği Amerikan çıkarlarını korumak. Savaş vaadi değil, güçlü bir ulusal güvenlik politikası izliyor.' şeklinde savunma yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın 'yeni savaş yok' söylemi ile mevcut politikaları arasındaki çelişki, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. ABD'nin Orta Doğu'da askeri müdahale riskinin devam etmesi, Suriye ve Irak'ta istikrarsızlığın sürebileceği anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejileri üzerinde dolaylı baskı oluşturabilir. Ayrıca Trump'ın Ukrayna politikasındaki belirsizlik, Karadeniz güvenliği ve Türkiye'nin bölgedeki rolü açısından yakından takip edilmelidir. Ankara, ABD'nin angajman kurallarındaki değişikliklerin kendi çıkarlarını nasıl etkileyeceğini değerlendirmek zorunda.