ABD'nin Küba'ya yönelik yaptırımları ve COVID-19 pandemisinin derinleştirdiği ekonomik kriz, milyonlarca Kübalıyı adayı terk etmeye zorluyor. Uzmanlar, bu durumun 1990'ların başındaki 'Balsero Krizi'ne benzer bir göç dalgasına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Küba, 2023 yılında rekor sayıda vatandaşının ülkeyi terk ettiğini gördü; bu sayı 500 bini aşarken, 2024'ün ilk yarısında da benzer bir eğilim devam ediyor. Göçmenlerin büyük kısmı, ABD'nin güney sınırına ulaşmaya çalışıyor.
Gelişmenin arka planı: Ekonomik kriz ve yaptırımlar
Küba ekonomisi, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en ağır krizini yaşıyor. ABD'nin 1962'den beri uyguladığı ambargo, Trump yönetimi döneminde daha da sıkılaştırıldı. Trump, 2017'de Obama döneminde başlayan normalleşme sürecini tersine çevirerek, turizm ve para havalelerine kısıtlamalar getirdi. COVID-19 pandemisi ise turizm gelirlerini neredeyse sıfırladı; Küba'nın ana döviz kaynaklarından biri olan turizm, 2019'daki 4,2 milyon ziyaretçiden 2020'de 1 milyonun altına düştü. Bunun sonucunda temel gıda, ilaç ve yakıt kıtlığı yaşanıyor.
Küba hükümeti, 2021'de fiyat kontrollerini kaldırmak ve döviz kurunu serbest bırakmak gibi reformlar duyurdu, ancak bu adımlar enflasyonu daha da körükledi. Resmi olmayan verilere göre, Küba'da enflasyon yıllık yüzde 70'in üzerinde seyrediyor. Buna karşılık, ortalama maaş ayda 30 dolar civarında. Bu koşullar altında, birçok Kübalı için göç etmek hayatta kalma stratejisi haline geldi.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-Meksika sınırında yeni bir dalga
Kübalı göçmenler, ABD'ye ulaşmak için genellikle Orta Amerika üzerinden karayolunu kullanıyor. Bu rota, yıllardır bölgedeki en tehlikeli göç yollarından biri olarak biliniyor. Ancak ABD'nin 2023'te uygulamaya koyduğu sınır dışı politikalarına rağmen, Kübalıların sınıra ulaşma çabaları devam ediyor. ABD Sınır Devriyesi verilerine göre, 2023 mali yılında ABD-Meksika sınırında 400 binden fazla Kübalı yakalandı; bu, bir önceki yıla göre yüzde 30 artış anlamına geliyor.
Meksika, bu göç dalgasını yönetmekte zorlanıyor. Meksika hükümeti, ABD baskısıyla Kübalıları sınır bölgelerinde tutmaya çalışsa da, insan kaçakçılığı ağları bu engelleri aşmanın yollarını buluyor. Bu durum, sadece Küba için değil, bölge genelinde bir insani kriz yaratıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), durumu 'bölgesel bir acil durum' olarak nitelendiriyor. Ayrıca, bu kriz, ABD iç siyasetinde göç konusunun yeniden alevlenmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba göç krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, bölgesel istikrarsızlık ve göç akınları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Suriye ve Afganistan'dan gelen göç dalgalarıyla benzer zorluklar yaşadı. ABD'nin yaptırım politikalarının ekonomik krizleri tetikleyerek göçe yol açması, dış politika araçlarının insani sonuçlarını bir kez daha gösteriyor. Ayrıca, Latin Amerika'da artan düzensiz göç, Türkiye'nin bölgeyle ticari ve diplomatik ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Küba ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olmasa da, bu tür krizlerin küresel göç dinamiklerini şekillendirdiği unutulmamalıdır.