ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 24 Haziran 2025 tarihinde Washington DC'deki Beyaz Saray'da bir araya geldi. İki lider, ABD-Çin ilişkilerinde istikrar arayışını vurgularken, İran, Tayvan ve ticaret konularındaki anlaşmazlıklar çözümsüz kaldı. Görüşme, küresel piyasalar ve jeopolitik dengeler açısından yakından takip edildi.
Zirvenin Arka Planı
Trump ve Xi arasındaki bu zirve, son aylarda artan gerilimin ardından geldi. ABD, Çin'e yönelik yarı iletken ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırırken, Çin de Tayvan çevresindeki askeri tatbikatlarını yoğunlaştırmıştı. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde ABD ve Çin farklı pozisyonlarda bulunuyor. Ticaret cephesinde ise 2020'de imzalanan 'Faz 1' anlaşmasının ardından kalıcı bir çözüm sağlanamamıştı. Zirve, bu başlıklarda somut adım beklenmeden, diyalog kanallarının açık tutulması amacı taşıyordu.
Görüşmede Trump, Çin'in ABD'ye yönelik yatırımlarını artırması ve fentanil sevkiyatını durdurması çağrısında bulundu. Xi ise Tayvan'ın Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledi ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığına karşı çıktı. İki lider, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve iklim değişikliği gibi konularda iş birliği imkânlarını da ele aldı. Ancak ortak basın toplantısı düzenlenmedi ve somut bir anlaşma duyurulmadı.
Dört Önemli Sonuç
1. Diyalog devam ediyor: Zirve, iki ülke arasındaki üst düzey temasların süreceğini gösterdi. Trump ve Xi, yıl sonuna kadar bir araya gelme konusunda mutabık kaldı. Bu, ilişkilerin tamamen kopmadığının işareti olarak yorumlandı.
2. Tayvan krizi çözülmedi: Xi, Tayvan konusunda geri adım atmayacağını net bir şekilde ifade etti. ABD'nin Tayvan'a silah satışları ve bölgedeki askeri tatbikatlar devam ediyor. Bu, ilerleyen dönemde yeni gerilimlere yol açabilir.
3. Ticaret savaşı sürüyor: Trump, Çin'e uygulanan mevcut gümrük tarifelerinin bir kısmını gözden geçirebileceğini ima etse de, yapısal fikri mülkiyet ve teknoloji transferi sorunlarına değinilmedi. Çin, ABD'li şirketlere yönelik kısıtlamalarını sürdürüyor.
4. İran ve bölgesel güvenlik: İran'ın nükleer programı ve Orta Doğu'daki etkisi konusunda ortak bir yol haritası çizilemedi. Çin, İran'la enerji ve altyapı anlaşmalarını sürdürürken, ABD yaptırımları sıkılaştırma tehdidinde bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump-Xi zirvesi, yalnızca iki ülkeyi değil, küresel ekonomiyi ve güvenlik mimarisini de etkiliyor. ABD ve Çin, dünya GSYH'sinin yaklaşık %40'ını oluşturuyor. Ticaret müzakerelerindeki belirsizlik, Asya ve Avrupa piyasalarında dalgalanmalara neden olabilir. Tayvan Boğazı'ndaki gerilim, Doğu Asya'da güvenlik riskini artırıyor. İran konusundaki anlaşmazlık ise Orta Doğu'da istikrarsızlığı derinleştirebilir. Ayrıca, iki ülkenin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak hareket etmemesi, küresel ısınma hedeflerini tehdit ediyor. NATO ve AB gibi aktörler, ABD-Çin rekabetinde denge politikası izlemeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin rekabetinde hassas bir denge gözetiyor. Ankara, hem Washington ile stratejik ortaklığını sürdürüyor hem de Pekin ile ekonomik iş birliğini derinleştiriyor. Zirvede ticaret ve Tayvan gibi konularda ilerleme sağlanamaması, küresel belirsizliği artırarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Özellikle İran'a yönelik olası yeni yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel ticaretini zora sokabilir. Ayrıca, Tayvan krizi tırmanırsa, küresel tedarik zincirlerinde aksamalar yaşanabilir ve bu durum Türkiye'nin üretim sektörünü dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, diplomasi kanallarını kullanarak taraflar arasında dengeyi korumaya çalışacaktır.