ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in 24 Eylül'de Beyaz Saray'a yapacağı ziyareti daha önce duyurmuştu. Bu ziyaret, Trump'ın Mayıs ayında Pekin'e yapacağı üç günlük gezinin ardından gerçekleşecek. Ancak diplomatik bir pürüz söz konusu: İki ülke arasındaki ticaret müzakereleri ve teknoloji yarışı, zirvenin geleceğini belirsiz kılıyor. Tahmin piyasaları, bu zirvenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bahisleri fiyatlıyor. Peki, bu bahisler gerçekten bir değer taşıyor mu?
Zirvenin Arka Planı
Trump'ın açıklamasına göre, Xi Jinping 24 Eylül'de Washington'ı ziyaret edecek. Bu ziyaret, iki lider arasındaki ticaret savaşının gölgesinde gerçekleşecek. ABD, Çin'den yapılan ithalata yönelik gümrük tarifelerini artırmış, Çin de misilleme olarak aynı şekilde yanıt vermişti. Ticaret müzakereleri, Mayıs ayında yapılan görüşmelerden sonra çıkmaza girmişti. Trump, daha önce Xi ile yakın ilişkiler kurduğunu iddia etse de, ticaret dengesizlikleri ve fikri mülkiyet hakları konularında anlaşmazlıklar sürüyor.
Tahmin piyasaları, bu zirvenin gerçekleşme olasılığını fiyatlıyor. Örneğin, çevrimiçi tahmin platformu PredictIt'te, Xi'nin Eylül ayında ABD'yi ziyaret etme ihtimali yüzde 65 olarak fiyatlanıyor. Ancak bu oranlar günlük olarak değişkenlik gösteriyor. Geçtiğimiz hafta, Trump'ın Twitter'dan yaptığı bir açıklama sonrası ihtimal düşmüş, başka bir açıklama sonrası yükselmişti. Tahmin piyasaları, siyasi olayların sonuçlarını tahmin etmek için kullanılan piyasalardır. Bu piyasalarda insanlar, olayların gerçekleşme olasılığına göre hisse senedi alıp satarlar.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tahmin piyasalarının bu tür jeopolitik olayları doğru tahmin etme konusunda karışık bir geçmişi vardır. Örneğin, 2016 ABD başkanlık seçimlerinde bu piyasalar Trump'ın kazanma ihtimalini düşük gösteriyordu, ancak Trump seçimi kazandı. Öte yandan, bazı araştırmalar, tahmin piyasalarının genellikle anketlerden ve uzman görüşlerinden daha doğru olduğunu öne sürüyor. Bu piyasalar, kolektif zeka etkisiyle çalışır; çok sayıda kişinin bilgi ve içgörüsünü bir araya getirir.
Trump-Xi zirvesi, yalnızca ticaret anlaşmazlığının çözümü için değil, aynı zamanda küresel güç dengesinin geleceği açısından da kritik öneme sahip. İki ülke arasındaki gerilim, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik ve askeri alanlarda da kendini gösteriyor. Çin'in Kuşak ve Yol Projesi, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisiyle rekabet halinde. Bu zirve, iki süper gücün ilişkilerinde bir dönüm noktası olabilir. Zirvenin gerçekleşmesi durumunda, ticaret müzakerelerinde ilerleme kaydedilebileceği ve iki ülke arasındaki gerilimin azalabileceği öngörülüyor. Ancak zirvenin iptal edilmesi ya da başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, ticaret savaşının daha da tırmanabileceği ve küresel ekonomik belirsizliklerin artabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu zirveyi yakından izlemektedir. Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşının Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı etkileri olabilir. Küresel ticaretin yavaşlaması, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Çin'e uyguladığı yaptırımlar, Türkiye'nin Çin ile olan ticari ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye, son dönemde Çin ile ekonomik iş birliğini artırmış ve Kuşak ve Yol Projesi çerçevesinde önemli projelere imza atmıştır. Bu nedenle, iki ülke arasındaki gerilimin artması, Türkiye'nin bu projelerdeki konumunu etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları gibi konular, bu zirvede ele alınmasa da, küresel güç mücadelesinin Türkiye'ye yansımaları olacaktır. Türkiye, dengeli bir dış politika izleyerek her iki ülkeyle de iyi ilişkilerini sürdürmeye çalışmaktadır.