ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, iki ülke arasındaki ilişkilerde kritik bir dönemeçte bir araya geldi. Ziyaret, ticaret savaşı, teknoloji rekabeti ve Tayvan gerilimi gibi başlıkların gölgesinde, karşılıklı mesajların verildiği bir sahne olarak öne çıktı. Xi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmelerde, iki lider arasındaki kişisel dinamikler ve sembolik jestler dikkat çekti.
Ziyaretin arka planı: Ticaret savaşı ve diplomatik jestler
Trump’ın Pekin’e yaptığı bu ziyaret, ABD-Çin ilişkilerinin son yıllardaki en çalkantılı dönemine denk geldi. Washington’un çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergiler, Çin’in misilleme tarifeleri ve iki ülke arasındaki teknoloji şirketlerine yönelik kısıtlamalar, küresel piyasaları sarsmış durumda. Ziyaret öncesinde her iki taraf da bir anlaşma sinyali vermekten kaçındı; ancak görüşmelerin ılımlı bir havada geçtiği ve karşılıklı olarak “diyaloğun sürmesi” mesajının verildiği belirtildi.
Çin tarafı, ziyaret kapsamında ABD’ye iki dev panda gönderme sözü verdi. Panda diplomasisi, Çin’in yumuşak gücünün simgesi olarak biliniyor ve genellikle ikili ilişkilerde olumlu bir ivme yakalandığında devreye sokuluyor. Trump da tören sırasında yaptığı konuşmada, “Pandalar harika, Çin ile aramızdaki dostluğun sembolü” ifadelerini kullandı. Ancak uzmanlar, bu tür jestlerin ticaret ve güvenlik gibi yapısal sorunları çözmediğini vurguluyor.
Ziyaretin en renkli anlarından biri, Xi Jinping’in Trump’a eşlik ettiği askeri tören oldu. Tiananmen Meydanı’nda düzenlenen karşılama töreninde 21 pare top atışı yapıldı ve iki lider, geleneksel Çin müziği eşliğinde izledi. Törenin ardından yapılan kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde, Kuzey Kore’nin nükleer programı, Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıklar ve Tayvan konusu ele alındı. ABD tarafı, Çin’in Kuzey Kore üzerindeki baskısını artırmasını isterken; Pekin yönetimi, Tayvan’a yapılan silah satışlarının ilişkileri zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir soğuk savaş mı?
Trump-Xi görüşmesi, yalnızca iki ülke arasında değil, küresel dengeler açısından da kritik bir eşikte gerçekleşti. ABD’nin “Hint-Pasifik” stratejisi kapsamında Çin’i çevreleme çabaları, bölgesel müttefiklerle yapılan anlaşmalarla derinleşiyor. Çin ise Kuşak-Yol Girişimi ile Asya, Avrupa ve Afrika’da etkisini genişletmeye çalışıyor. İki ülke arasındaki rekabet, yalnızca ticaret değil, yapay zeka, 5G, uzay ve askeri teknoloji alanlarında da kızışmış durumda.
Görüşmede, iklim değişikliği konusunda iş birliği yapılması gerektiği vurgulandı. Ancak Paris Anlaşması’ndan çekilen ABD’nin bu konudaki samimiyeti sorgulanıyor. Çin, yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlarla liderliği ele geçirmeye çalışırken, ABD’nin kömür ve petrol ağırlıklı enerji politikası, küresel iklim hedeflerini riske atıyor. Ziyaret sırasında her iki lider de “temiz enerji” konusunda ortak çalışma sözü verdi, ancak somut bir mekanizma açıklanmadı.
Uluslararası kamuoyu, görüşmenin ardından nasıl bir yol haritası çizileceğini merak ediyor. Ticaret savaşının sona ermesi için atılacak adımlar belirsizliğini korurken, iş dünyası temsilcileri bir an önce tarife indirimi ve yatırım kolaylığı bekliyor. Öte yandan, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un nükleer denemeleri ve İran’a yönelik yaptırımlar, iki ülkenin ortak gündem maddeleri arasında. Çin’in İran’dan petrol alımlarını sürdürmesi, ABD’nin yaptırımlarını delme girişimi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki bu yüksek gerilimli rekabet, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürürken, Çin ile ekonomik ve ticari bağlarını da güçlendiriyor. Kuşak-Yol projesinin orta koridorunda yer alan Türkiye, Pekin ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Ancak ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji yaptırımları, Türk şirketlerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, olası bir ticaret savaşının küresel büyümeyi yavaşlatması, Türkiye’nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Bu nedenle Ankara, iki dev arasındaki gerilimin tırmanmaması için diplomatik kanalları açık tutmayı hedefliyor.