ABD Başkanı Donald Trump, resmi devlet ziyareti kapsamında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i uçaktan indiği sırada karşıladı. Karşılama, iki ülke arasında yapay zeka geliştirme ve ticaret konularında artan gerilime rağmen gerçekleşti. Xi'nin ziyareti, ABD-Çin ilişkilerinde kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Ziyaretin arka planı ve gerilimin kaynağı
Trump yönetimi, son aylarda Çin'e yönelik yapay zeka çipleri ve teknoloji transferine ilişkin yeni kısıtlamalar getirmiş, Pekin ise bu adımlara karşılık vereceğini açıklamıştı. İki liderin yüz yüze görüşmesi, bu başlıklarda bir uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, görüşmelerde ticaret dengesizlikleri, fikri mülkiyet hakları ve bölgesel güvenlik konuları da ele alınacak.
Xi Jinping'in ziyareti, 2026 yılında ABD-Çin ilişkilerinde ilk üst düzey yüz yüze temas olma özelliği taşıyor. Trump, karşılamada yaptığı kısa açıklamada, "Çin ile adil ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişki istiyoruz" ifadesini kullandı. Xi ise, "Diyalog ve işbirliği, iki büyük ülkenin sorumluluğudur" dedi.
Yapay zeka ve ticaret müzakereleri
Görüşmelerin ana gündem maddesini yapay zeka alanındaki rekabet oluşturuyor. ABD, Çin'in yapay zeka alanındaki hızlı ilerleyişini engellemek için gelişmiş yarı iletken ihracatına sınırlamalar getirmiş durumda. Çin ise kendi yapay zeka altyapısını güçlendirmeye ve alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor. Uzmanlar, iki ülkenin bu alanda işbirliği yapmasının zor olduğunu, ancak bir "yapay zeka silahlanma yarışını" önlemek için diyalog kanallarının açık tutulmasının önem taşıdığını belirtiyor.
Ticaret cephesinde ise, Trump yönetiminin uyguladığı gümrük tarifeleri ve Çin'in karşı önlemleri, küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor. İki liderin, mevcut tarifelerin bir kısmını askıya alacak bir "ticaret ateşkesi" üzerinde anlaşabileceği konuşuluyor. Ancak Çin'in Tayvan ve Güney Çin Denizi'ndeki tutumu, müzakerelerin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Xi'nin ziyareti, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, küresel güç dengeleri açısından da önem taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Kuzey Kore'nin nükleer programı gibi konularda ABD ve Çin'in pozisyonları belirleyici olacak. Ayrıca, iki ülkenin iklim değişikliğiyle mücadeledeki işbirliği, Paris Anlaşması'nın geleceği için kritik.
Avrupa Birliği ve diğer bölgesel aktörler, ABD-Çin geriliminin ticaret ve teknoloji alanında yeni bölünmelere yol açmasından endişeli. Uluslararası para fonu ve Dünya Bankası gibi kurumlar, iki ülke arasındaki ticaret savaşının küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki yapay zeka ve ticaret gerilimi, Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, yapay zeka ve yarı iletken tedarikinde dışa bağımlılığını azaltmak için yerli çözümlere yöneliyor. Olası bir ticaret ateşkesi, küresel tedarik zincirlerini rahatlatabilir ve Türkiye'nin ihracatını olumlu etkileyebilir. Ancak, iki ülke arasındaki teknoloji savaşının derinleşmesi, Türkiye'nin Çin'den yapacağı teknoloji ithalatını zorlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye, çok taraflı diplomasi ve ekonomik çeşitlendirme stratejisini sürdürmeli.