ABD Başkanı Donald Trump'ın, Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) fonlarının yönetimini yönetimin gündemine uygun hale getirecek ve 'woke' olarak nitelendirilen girişimleri veto edebilecek bir kurul oluşturması bekleniyor. İddiaya göre yakında imzalanacak başkanlık kararnamesi, sağlık araştırmalarına ayrılan federal kaynakların siyasi denetimini artıracak.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetiminin hazırladığı başkanlık kararnamesi, Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) araştırma fonlarının dağıtımında yeni bir kurulun söz sahibi olmasını öngörüyor. Söz konusu kurul, 'woke' olarak tanımlanan çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) programlarını, iklim değişikliğiyle ilgili sağlık araştırmalarını veya belirli sosyal adalet temalarını hedef alabilecek. Kurulun, NIH bütçesinden desteklenen projeleri gözden geçirme ve uygun görmediği takdirde veto etme yetkisiyle donatılacağı belirtiliyor. Bu adım, Trump'ın ikinci döneminde federal kurumlar üzerindeki siyasi kontrolü derinleştirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Daha önce de eğitim, çevre ve dış yardım alanlarında benzer düzenlemeler yapılmıştı. NIH, dünyanın en büyük biyomedikal araştırma fon sağlayıcısı konumunda ve yıllık bütçesi 47 milyar doları aşıyor. Bu fonlar, kanser, kalp hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar ve nadir hastalıklar üzerine yapılan binlerce çalışmayı destekliyor. Yeni kurulun, bu geniş portföyü siyasi bir süzgeçten geçirmesi, bilim camiasında endişe yaratıyor. Bilim insanları, kararların bilimsel liyakat yerine ideolojik uygunluk temelinde alınmasının ABD'nin küresel araştırma liderliğini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin sağlık araştırmalarına yön verme kapasitesi, küresel sağlık politikalarını da doğrudan etkiliyor. NIH, dünya çapında birçok ülkeyle ortak projeler yürütüyor ve özellikle salgın hastalıklarla mücadelede kritik bir aktör. Trump yönetiminin bu alandaki ideolojik müdahalesi, uluslararası işbirliklerini sekteye uğratabilir. Örneğin, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmaların veto edilmesi, küresel ısınmayla mücadelede bilimsel veri üretimini kısıtlayabilir. Ayrıca, DEI programlarının hedef alınması, bilimde çeşitliliği azaltarak farklı toplulukların sağlık sorunlarına yönelik araştırmaların fonlanmasını engelleyebilir. Avrupa ve Asya'daki muadil kurumlar, ABD'nin bu yeni yönelimine karşı mesafeli durabilir ve araştırma işbirliklerini gözden geçirebilir. Trump'ın kararı, aynı zamanda 2024 seçimlerinde önemli bir rol oynayan kültürel savaşların bilim alanına taşındığını gösteriyor. Muhafazakar gruplar, NIH'nin 'woke' projelere fon sağladığını savunurken, ilerici kesimler bunu bilimsel özgürlüğe müdahale olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin sağlık araştırmaları fonlarını ideolojik bir süzgeçten geçirme girişimi, Türkiye'nin bilim diplomasisi ve sağlık işbirlikleri açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda NIH ile ortak projeler yürütmese de, küresel sağlık güvenliği ve salgın hazırlığı konusunda uluslararası işbirliklerine önem veriyor. ABD'deki bu tür siyasi müdahaleler, küresel bilimsel üretimi yavaşlatabilir ve alternatif işbirlikleri arayışını hızlandırabilir. Türkiye, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkilerini güçlendirerek bu boşluğu doldurma potansiyeline sahip. Ayrıca, ABD'deki araştırma fonlarının siyasallaşması, Türk bilim insanlarının uluslararası projelerde daha fazla yer alması için fırsat yaratabilir. Ancak, küresel sağlık veri paylaşımının aksaması, Türkiye'nin de dahil olduğu salgın izleme ağlarını olumsuz etkileyebilir.