ABD Başkanı Donald Trump ile Senato'daki Cumhuriyetçi liderler, bir dizi önemli konuda ciddi anlaşmazlıklar yaşamaya devam ediyor. Genişletilmiş gözetim yetkilerinin yenilenmesinden İran ile yaşanan savaş gerilimine, Trump'ın filibuster'ı (engelleme taktiğini) kaldırma isteğinden SAVE America Act'in geçirilmesine kadar uzanan yelpazedeki görüş ayrılıkları, haziran ayını Cumhuriyetçi Parti açısından zorlu bir dönem haline getirdi. Senato'daki Cumhuriyetçiler, Trump'ın agresif politikalarına karşı daha temkinli bir duruş sergilerken, parti içindeki bu çatlaklar Washington'da yeni bir siyasi krizin sinyallerini veriyor.
Gözetim yetkileri ve İran konusunda derin uçurum
Anlaşmazlıkların merkezinde, Amerikan istihbarat topluluğunun yabancı şüphelileri gözetleme yetkisini düzenleyen 702. Madde'nin yenilenmesi yer alıyor. Trump yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle bu yetkilerin süresiz olarak uzatılmasını talep ederken, aralarında Cumhuriyetçi Senatörler Mike Lee ve Rand Paul'ün de bulunduğu bir grup, Amerikalıların mahremiyetine müdahale edilebileceği endişesiyle reform ve kısıtlama getirilmesini savunuyor. Bu konudaki müzakere, partinin iç dinamiklerinde önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor.
İran konusu ise tansiyonu daha da yükseltiyor. Trump'ın İran'ı askeri müdahaleyle tehdit eden politikaları, Senato'daki Cumhuriyetçilerin çoğunluğu tarafından ihtiyatla karşılanıyor. Geçtiğimiz ay, İran Devrim Muhafızları'na ait bir drone'un düşürülmesi ve Suudi Aramco tesislerine yönelik saldırılar sonrası Trump'ın misilleme çağrıları, Senato'da savaş yetkisi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell, başkanın İran'a yönelik sert tutumunu desteklemekle birlikte, olası bir askeri çatışmadan önce Kongre onayı alınması gerektiğini vurguluyor. Bu tutum, Trump'ın 'başkomutan olarak dilediğim gibi hareket ederim' söylemiyle taban tabana zıt.
Filibuster krizi ve SAVE America Act çıkmazı
Trump'ın Senato'da Demokratların engelleme taktiği olarak kullandığı filibuster'ı kaldırma ısrarı, parti içinde daha büyük bir krize yol açıyor. Trump, kendi politikalarının sürekli engellendiğini iddia ederek, Cumhuriyetçi senatörlerden filibuster kuralının ortadan kaldırılması için destek istiyor ancak McConnell ve birçok kıdemli senatör, bu hamlenin Senato'nun kurumsal dengesini bozacağını ve Cumhuriyetçilerin gelecekte Demokrat çoğunluk altında aynı engelleme mekanizmasından mahrum kalacağını belirterek karşı çıkıyor.
SAVE America Act (Amerika'yı Kurtar Yasası) da anlaşmazlık konuları arasında öne çıkıyor. Trump'ın imzaladığı bu yasa, federal harcamalarda sert kesintiler ve göçmenlik politikasında köklü değişiklikler öngörüyor. Ancak Senato'daki Cumhuriyetçi kanat, özellikle tarım ve sağlık gibi kritik alanlardaki kesintilerin kendi seçim bölgelerinde yaratacağı tepkiden çekiniyor. Müzakere sürecinin tıkanması halinde, Trump'ın ara seçim öncesi Cumhuriyetçi senatörlere karşı doğrudan kampanya yürütebileceği konuşuluyor. Bu durum, partinin 2020 seçimleri öncesinde birleşik bir cephe sergileyememe riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu siyasi kriz, Türkiye'nin dış politika hesaplarında dikkate alması gereken bir faktördür. Trump yönetimi ile Kongre arasındaki uyumun bozulması, özellikle S-400, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi konularda ABD'nin Türkiye'ye yönelik politikalarının öngörülemezliğini artırabilir. Cumhuriyetçi Parti içindeki ayrışmanın derinleşmesi, Türkiye'ye yaptırım veya askeri müdahale gibi kararların Senato'dan geçişini zorlaştırabileceği gibi, Trump'ın kendi başına hareket etme kapasitesini de sınırlayabilir. Kısa vadede, Ankara bu iç çekişmede kendi çıkarlarına uygun bir denge politikası izlemeye çalışacak olsa da, uzun vadede ABD'nin güvenilir bir müttefik olarak pozisyonunun zayıflaması Türkiye için ek riskler yaratmaktadır.