ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin doğuştan vatandaşlık hakkını kısıtlayan kararını iptal etmesinin ardından, Kongre'yi bu konuda yasal düzenleme yapmaya çağırdı. Salı günü yaptığı açıklamada Trump, "Yüksek Mahkeme doğuştan vatandaşlığı onadı, bu ülkemiz için çok kötü, ancak Kongre aracılığıyla bunu kolayca telafi edebiliriz" ifadelerini kullandı. Karar, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarında önemli bir yenilgi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, 2025 yılı başında imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, ABD'de doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını engellemeyi hedeflemişti. Kararname, özellikle belgesiz göçmen çocuklarının vatandaşlık hakkını ortadan kaldırmayı amaçlıyordu. Ancak çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve eyalet, kararnameye karşı dava açmıştı. Yüksek Mahkeme, geçtiğimiz hafta yaptığı oylamada 6-3 çoğunlukla kararnamenin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, 14. Anayasa Değişikliği'nin açık bir şekilde ABD'de doğan herkesin vatandaş olduğunu belirttiğini vurguladı.
Trump'ın Kongre'ye yaptığı çağrı, yeni bir yasal düzenleme için zemin hazırlamayı amaçlıyor. Ancak Kongre'deki kutuplaşma göz önüne alındığında, böyle bir düzenlemenin geçmesi zor görünüyor. Demokratlar, doğuştan vatandaşlık hakkının temel bir insan hakkı olduğunu savunurken, Cumhuriyetçiler içinde de bu konuda farklı görüşler bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu tartışma, dünya genelinde vatandaşlık politikalarına ilişkin önemli bir emsal teşkil ediyor. Birçok ülke, doğuştan vatandaşlık konusunda farklı uygulamalara sahip. Örneğin, Kanada ve Meksika gibi komşu ülkeler de sınırlı doğuştan vatandaşlık tanırken, Avrupa ülkelerinin çoğu kan bağı esasına dayalı vatandaşlık veriyor. Trump'ın bu girişimi, göçmen karşıtı politikaların küresel ölçekte yaygınlaştığı bir dönemde, uluslararası toplumda tartışma yaratmıştı. Yüksek Mahkeme'nin kararı, insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde dolaylı bir etkiye sahip olabilir. ABD'deki vatandaşlık tartışmaları, özellikle Türk kökenli Amerikalılar ve Türkiye'den ABD'ye göç etmeyi planlayanlar için yakından takip ediliyor. Ancak doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir durum söz konusu değil. Küresel ölçekte ise, bu kararın uluslararası hukukta vatandaşlık hakkının korunmasına yönelik olumlu bir sinyal olduğu söylenebilir. Türkiye, vatandaşlık politikalarında daha çok kan bağı esasını benimsediği için, bu kararın Türk iç hukukuna doğrudan bir yansıması beklenmemektedir. Ancak ABD'deki bu tür tartışmalar, göçmenlik ve vatandaşlık konularında uluslararası normların evrimine katkıda bulunmaktadır.