ABD'de Trump yönetiminin yürürlüğe koyduğu yeni bir düzenleme, Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nın (ESA) uygulanmasını önemli ölçüde zayıflattı. Yeni kurala göre, federal kurumlar artık bir türün yaşam alanının tahrip edilmesini ancak bu tahribat doğrudan bir hayvanı öldürür veya yaralarsa düzenleyebilecek. Bu, özellikle iklim değişikliği ve kentsel yayılma nedeniyle habitat kaybıyla karşı karşıya olan birçok tür için koruma çabalarını ciddi şekilde baltalıyor. Uzmanlar, bu değişikliğin özellikle nesli kritik derecede tehlikede olan vaşak, deniz kaplumbağası ve bazı kuş türleri üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini belirtiyor.
Yeni Kuralın İçeriği ve Etkileri
ABD İçişleri Bakanlığı'na bağlı Balık ve Yaban Hayatı Servisi (FWS) ile Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından ortaklaşa hazırlanan yeni düzenleme, ESA'nın “zarar” tanımını daraltıyor. Daha önce, bir türün hayatta kalması için kritik öneme sahip yaşam alanlarının tahrip edilmesi “dolaylı zarar” olarak kabul ediliyor ve düzenlenebiliyordu. Yeni kuralla birlikte, federal kurumlar ancak bir hayvanın fiilen yaralandığını veya öldüğünü kanıtlayabildikleri durumlarda müdahale edebilecek. Bu, özellikle projelerin onaylanmasından önce habitat kaybını değerlendiren çevresel etki değerlendirmelerinin etkisini azaltıyor.
Çevre örgütleri, bu değişikliğin özellikle sınırlı yaşam alanlarına sahip türler için “ölüm fermanı” anlamına geldiğini söylüyor. Örneğin, Florida panteri, Kaliforniya kondoru ve ak kafalı kartal gibi türler, habitat kaybına karşı en savunmasız olanlar arasında. Uzmanlar, yeni kuralın iklim değişikliğinin etkilerini görmezden geldiğini ve şirketlerin çevresel düzenlemelerden kaçınmasına olanak tanıyacağını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bu kararı, küresel çapta yaban hayatı koruma çabalarına da darbe vuruyor. ABD, birçok göçmen kuş türü ve deniz canlısı için kritik bir yaşam alanı konumunda. Yeni düzenleme, özellikle Körfez Kıyısı'ndaki deniz kaplumbağaları ve Pasifik Okyanusu'ndaki balina popülasyonları için tehdit oluşturuyor. Ayrıca, uluslararası anlaşmalarla korunan türlerin ABD'deki koruma statüsünün zayıflaması, diğer ülkelerde de benzer adımların atılmasına yol açabilir. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler, ABD'nin bu tutumunu emsal olarak gösterebilir.
Çevre hukuku uzmanları, yeni kuralın yargıya taşınacağını ve muhtemelen mahkemelerde iptal edileceğini öngörüyor. Ancak mahkeme süreci yıllar alabilir, bu sürede birçok tür geri dönüşü olmayan noktaya gelebilir. Özellikle vaşak, kurt ve bazı somon balığı türleri, yaşam alanları hızla yok olurken en büyük risk altında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da küresel çevre politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olarak, özellikle Akdeniz'deki deniz kaplumbağaları ve Anadolu'daki endemik türlerin korunması için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyor. ABD'nin koruma standartlarını düşürmesi, uluslararası çevre anlaşmalarının bağlayıcılığını zayıflatabilir. Türkiye, bu süreçte kendi yaban hayatı koruma mevzuatını güçlendirmeli ve küresel baskılara karşı dirençli hale getirmelidir. Ayrıca, Türk dış politikasının çevre konularında lider ülkelerle işbirliğini artırması, bu tür olumsuz etkileri dengeleyebilir.