ABD'nin doğu kıyısındaki plajlarda drone'ların köpekbalığı tespitinde kullanımı giderek yaygınlaşıyor. New York gibi eyaletler, bu teknolojiye milyonlarca dolar yatırım yaparken, deniz biyologları ve kurtarma ekipleri artan gözlem sayılarının gerçek bir köpekbalığı popülasyon artışını yansıtmadığı konusunda uyarıyor. Uzmanlar, drone'ların sınırlı bir kamu güvenliği aracı olduğunu, çünkü çoğu tespitin yüzücüler için doğrudan bir tehdit oluşturmadığını belirtiyor.
Artan gözlemler, artan tehlike anlamına gelmiyor
Son yıllarda özellikle Long Island ve Cape Cod sahillerinde drone'lar aracılığıyla kaydedilen köpekbalığı görüntülerinde belirgin bir artış yaşandı. Ancak bilim insanları bu durumun, denizlerdeki köpekbalığı sayısının arttığı anlamına gelmediğini vurguluyor. Asıl neden, daha fazla drone'un su üzerinde daha uzun süreler boyunca devriye gezmesi. Massachusetts Deniz Balıkçılığı Departmanı'ndan Dr. John Chisholm, "Drone'lar daha önce hiç fark edemediğimiz kadar çok köpek balığı görmemizi sağlıyor. Ancak bu, plajlardaki gerçek riskin arttığı anlamına gelmiyor" diyor.
New York Eyalet Parkları, bu yaz 32 plajda toplam 95 drone kullanarak 1.200'den fazla köpekbalığı tespit etti. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 800 civarındaydı. Yetkililer bu artışı, daha fazla drone ve daha uzun operasyon saatlerine bağlıyor. Gerçek köpekbalığı nüfusunun ise son 10 yılda istikrarlı seyrettiği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Köpekbalığı izleme teknolojisi yalnızca ABD'de değil, Avustralya, Güney Afrika ve Brezilya gibi ülkelerde de hızla yaygınlaşıyor. Avustralya'nın Queensland eyaleti, 2021'den bu yana 27 plajda drone ağını kurarken, halkın güvenliğine dair somut veriler hâlâ sınırlı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) verilerine göre, küresel köpekbalığı saldırıları son 50 yılda önemli ölçüde artmadı; yılda ortalama 80 olay raporlanıyor. Drone teknolojisinin asıl katkısı, kıyı ekosistemlerinin izlenmesi ve türlerin korunması için veri sağlamak olarak öne çıkıyor.
Ancak bazı eleştirmenler, bu yatırımların paniği artırabileceğini savunuyor. New York'ta bir plaj yöneticisi, "Drone'lar sürekli olarak köpekbalığı gösterince insanlar yüzmekten korkuyor. Oysa istatistikler, yıldırım çarpması veya boğulma riskinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullanıyor. Uzmanlar, gerçek risk yönetiminin daha iyi eğitim, acil durum protokolleri ve halkı bilinçlendirme kampanyalarıyla sağlanacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun kıyı şeridi ve yaz aylarında yoğun turist akını nedeniyle, sahil güvenliği teknolojilerini yakından takip etmektedir. Akdeniz ve Ege'de köpekbalığı görülme sıklığı düşük olsa da, drone izleme sistemleri turizm gelirini ve çevre koruma çabalarını destekleyebilir. Ancak ABD örneği, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını, kapsamlı bir kriz yönetimi ve halk eğitimi gerektiğini göstermektedir. Türkiye eğer drone temelli izleme sistemlerini hayata geçirirse, öncelikle bilimsel veri toplama ve ekoturizmi teşvik etme amaçlarına odaklanmalı, panik yaratmaktan kaçınmalıdır.