ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna savaşının çözüme kavuşacağına inandığını ve bu sürecin 'umarım yakında' tamamlanacağını söyledi. Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüştüğünü doğruladı. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada, Trump'ın taraflarla yaptığı telefon görüşmelerinde ateşkes ve müzakerelere vurgu yaptığı bildirildi. Savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana en üst düzey diplomatik girişimlerden biri olarak değerlendirilen bu temaslar, uluslararası kamuoyunda heyecan yarattı.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın arabuluculuk rolü
Trump'ın bu açıklaması, Ukrayna savaşının sonlandırılmasına yönelik artan uluslararası baskıların ortasında geldi. ABD Başkanı, seçim kampanyası sırasında savaşı '24 saat içinde bitirebileceğini' iddia etmişti. Beyaz Saray'daki ilk döneminde Putin ile sıcak ilişkiler kuran Trump, şimdi doğrudan arabuluculuk yaparak kendine özgü bir diplomatik yol izliyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin ile Trump arasındaki görüşmeyi 'verimli' olarak nitelendirirken, Ukrayna tarafı masada kalıcı bir barış için Putin'in güvenilir olması gerektiğini vurguladı.
Trump'ın açıklamasından önce, Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri savaşın maliyetinin artmasından endişe duyuyor. Savaşın üçüncü yılına girerken, Rusya'nın Donbas bölgesinde kademeli ilerleyişi, Ukrayna'nın ise Batı yardımlarına bağımlılığı sürüyor. Bu noktada Trump'ın girişimi, ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımını azaltma niyetiyle birlikte yeni bir denklem yaratıyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Trump'ın barış planı henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da, ilk sinyaller müzakere masasına yönelik.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir dönem mi?
Trump'ın bu hamlesi, sadece Ukrayna için değil, tüm Avrasya güvenlik mimarisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Avrupa başkentleri, Trump'ın Rusya'ya yönelik olası tavizleri konusunda temkinli; Polonya ve Baltık ülkeleri ise ABD'nin NATO taahhütlerinin zayıflamasından endişeli. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük güçler barış sürecinin dışında kalmamak için şimdiden Türkiye gibi arabulucu ülkelerle temas halinde. Trump'ın 'önce Amerikan çıkarları' yaklaşımı, küresel güç dengesi üzerinde belirleyici olabilir.
Analistler, Trump'ın barış girişiminin başarılı olması halinde, kendisini Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterebileceğine dikkat çekiyor. Ancak Zelenski'nin tavizsiz tutumu ve Rusya'nın ilhak ettiği topraklardan vazgeçmeyeceğini açıklaması, müzakerelerin önündeki en büyük engeller. Yine de Trump'ın Putin ile doğrudan diyalog kurabilen ender Batılı liderlerden olması, sürece ivme kazandırabilir. Eğer Trump, Kiev ve Moskova arasında bir anlaşma zemini sağlayabilirse, bu Soğuk Savaş sonrası Avrupa'nın yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın arabuluculuk girişimi, Türkiye'nin Karadeniz ve Ukrayna politikasını doğrudan etkileyebilir. Ankara, savaşın başından beri Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak Karadeniz'de dengeli bir politika izledi ve Tahıl Koridoru anlaşmasıyla arabuluculuk rolü üstlendi. Trump'ın barış sürecinde Türkiye'yi kenara itmesi, enerji koridorları ve savunma sanayii işbirlikleri açısından risk oluşturabilir. Öte yandan, savaşın bitmesi halinde Türkiye'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları delme imajı zayıflayabilir. Ancak Ankara, istikrarlı bir Ukrayna'nın bölgesel ticaret ve enerji güvenliği için elzem olduğunu biliyor. Bu nedenle, Türkiye'nin yeni süreçte de aktif bir rol oynaması beklenebilir.