ABD'de Trump yönetimi, trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayan yeni bir düzenlemeye imza attı. Yayımlanan kural, Medicaid'in trans gençlere yönelik cinsiyet uyum bakımını kapsamaktan çıkarılmasını öngörüyor. LGBTQ+ hakları savunucuları, bu adımı 'tehlikeli' ve 'temel sağlık hizmetlerini rehin alan' bir hamle olarak değerlendiriyor. Söz konusu düzenleme, özellikle düşük gelirli ailelerin çocuklarını etkilerken, sağlık uzmanları ve sivil toplum kuruluşları kuralın yasal mücadeleye konu olacağını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetiminin Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) tarafından hazırlanan kural, Medicaid programının trans gençlere yönelik cinsiyet disforisi tedavilerini kapsamasını yasaklıyor. Bu tedaviler arasında ergenlik blokörleri, hormon terapisi ve bazı cerrahi müdahaleler bulunuyor. Yönetim, kararın 'kanıta dayalı tıp' ilkeleriyle uyumlu olduğunu savunurken, eleştirmenler bu adımın bilimsel gerçeklerle çeliştiğini ve ayrımcı bir nitelik taşıdığını ifade ediyor.
American Civil Liberties Union (ACLU) gibi örgütler, kuralın derhal dava edileceğini açıkladı. ACLU yetkilileri, 'Bu kural, trans gençlerin hayatını tehlikeye atıyor ve onları temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıyor. Yasal mücadelemizi sürdüreceğiz' ifadelerini kullandı. Ayrıca, Amerikan Pediatri Akademisi gibi kuruluşlar da kurala karşı çıkarak, cinsiyet uyum bakımının 'tıbbi açıdan gerekli' olduğunu vurguladı.
Bu düzenleme, Trump yönetiminin trans bireylere yönelik son hamlesi değil. Geçtiğimiz aylarda federal hükümet, trans askerlerin orduya alımını yasaklamış, trans bireylerin orduda hizmetini kısıtlamıştı. Ayrıca, Medicaid'in trans yetişkinlere yönelik kapsamını da daraltmıştı. Bu adımlar, LGBTQ+ topluluğu ve sivil haklar örgütleri tarafından 'sistematik bir saldırı' olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'deki bu gelişme, yalnızca ülke sınırları içinde değil, küresel çapta da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), cinsiyet uyum bakımının bir insan hakkı olduğunu ve sağlık hizmetlerinin herkese eşit sunulması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, ABD'nin bu kuralının diğer ülkelerdeki trans karşıtı hareketlere meşruiyet kazandırabileceği ve uluslararası insan hakları standartlarına zarar verebileceği konusunda uyarıyor.
Avrupa'da ise bazı ülkeler trans sağlık hizmetlerini genişletirken, bazıları da tartışmalı kısıtlamalara gidiyor. Örneğin, İngiltere'de çocuklara yönelik trans sağlık hizmetleri uzun bir inceleme sürecine tabi tutuluyor. Bu bağlamda, ABD'deki kuralın uluslararası alanda tartışmaları alevlendirmesi bekleniyor. LGBTQ+ örgütleri, bu tür düzenlemelerin 'küresel bir dalga' yaratabileceğini ve dünya genelinde trans bireylerin haklarını tehdit edebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir yansıma oluşturmasa da, küresel ölçekte insan hakları tartışmalarını etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTQ+ hakları konusunda uluslararası sözleşmelere taraf olmasına rağmen, bu alandaki uygulamalarda farklılıklar bulunuyor. ABD'deki bu tür kısıtlayıcı politikalar, uluslararası insan hakları normlarının zayıflatılmasına zemin hazırlayabilir; bu da Türkiye'deki savunucuların mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin sağlık politikalarında cinsiyet uyum süreçlerine erişimde yaşanan zorluklar göz önüne alındığında, bu kuralın örnek alınması riski bulunuyor. Bu nedenle, Türk sivil toplum kuruluşlarının ve hukukçuların bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve uluslararası insan hakları standartlarını savunmaları büyük önem taşıyor.