ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde temiz enerjiye karşı başlattığı kampanya, Amerikan vergi mükelleflerine ağır bir fatura çıkardı. Trump yönetimi, rüzgar enerjisi projelerini engellemek için doğrudan 2.7 milyar dolar harcarken, kömür sektörünü canlandırmak için 1.125 milyar dolar kaynak aktardı. Uzmanlar ve çevre örgütleri, bu politikaların çalışan kesimin enerji faturalarını artırdığını ve iklim krizini derinleştirdiğini belirtiyor. Beyaz Saray'ın enerji politikalarındaki bu dönüşüm, fosil yakıt lobisinin ve Trump'ın iş çevrelerinin çıkarlarına hizmet ederken, temiz enerji sektöründe binlerce iş kaybına yol açtı.
Rüzgar enerjisine karşı milyarlarca dolarlık kampanya
Trump yönetimi, rüzgar türbinlerinin kurulumunu engellemek için çeşitli bürokratik engeller ve hukuki süreçler başlattı. İçişleri Bakanlığı, federal arazilerde rüzgar projelerine verilen izinleri iptal ederken, Savunma Bakanlığı rüzgar türbinlerinin radar sistemlerine müdahale ettiği gerekçesiyle askeri bölgelerde yeni projeleri durdurdu. Enerji Bakanlığı ise rüzgar enerjisi araştırmalarına ayrılan fonları kesti. Çevre örgütü Sierra Club'ın başkanı Ben Jealous, "Bu harcamaların hiçbiri Amerikan halkının çıkarına değil. Trump, kendi iş çevrelerinin ceplerini dolduruyor ve çalışan Amerikalılar daha yüksek enerji faturaları ödemek zorunda kalıyor" dedi. Rüzgar enerjisi sektörü 2020-2024 yılları arasında yüzde 30 büyürken, Trump'ın politikaları bu büyümeyi durdurdu.
Kömür sektörüne yapılan 1.125 milyar dolarlık yardım ise düşük verimli kömür santrallerini ayakta tutmak için kullanıldı. Bu santrallerin çoğu, kapanmak üzereyken devlet desteğiyle faaliyetlerine devam etti. Enerji ve çevre politikaları uzmanı Prof. Dr. Sarah Ladislaw, "Kömür, rekabet gücünü kaybetmiş bir sektör. Trump yönetiminin bu yardımı, yenilenebilir enerjiye yatırım yapılmasını engelliyor ve Amerikan ekonomisini küresel rekabette geri bırakıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yardım paketi, özellikle Batı Virginia, Kentucky ve Pennsylvania gibi kömür üreten eyaletlerdeki santrallere yoğunlaştı. Ancak bu santrallerden yayılan karbon emisyonları, ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesinin ardından artış gösterdi.
Küresel enerji pazarında yansımalar
Trump'ın temiz enerji karşıtı politikaları, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara neden oldu. ABD, dünyanın en büyük ikinci karbon emisyonu kaynağı olarak, temiz enerjiye yatırım yapmayarak diğer ülkelerin iklim hedeflerini zorlaştırıyor. Avrupa Birliği ve Çin, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırırken, ABD'nin bu alandaki geri adımı, küresel iklim müzakerelerinde ABD'nin güvenilirliğini sorgulatıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, ABD'de 2024 yılında rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları yüzde 15 azalırken, kömür kullanımı yüzde 8 arttı. Bu eğilim, ABD'nin 2030 yılına kadar emisyonları yarıya indirme hedefini ulaşılmaz kılıyor. Öte yandan, Trump'ın politikaları, kömür ihracatını artırarak Asya ve Avrupa pazarlarında arz fazlası yarattı; bu da küresel kömür fiyatlarını düşürdü. Çevre örgütü Greenpeace'in ABD direktörü Lisa Ramsden, "Trump, dünyanın geri kalanı temiz enerjiye yönelirken, ABD'yi 19. yüzyıla geri götürüyor. Bu sadece çevre için değil, Amerikan ekonomisi için de bir felaket" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin temiz enerji yatırımlarını durdurup kömüre dönmesi, küresel enerji dengelerini etkilerken Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, yenilenebilir enerjide önemli ilerleme kaydetmiş ve rüzgar enerjisi kapasitesini artırmış bir ülke olarak, ABD'nin bu politikasından dolaylı olarak etkilenebilir. ABD'de ucuzlayan kömür fiyatları, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini kısa vadede düşürebilir ancak uzun vadede Türkiye'nin karbon nötr hedefleri ve AB Yeşil Mutabakatı'na uyum çabalarıyla çelişebilir. Ayrıca, ABD'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki zafiyeti, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı taleplerini zayıflatabilir. Türkiye, enerji bağımsızlığı ve yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda, ABD'nin bu geri adımını fırsata çevirerek yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilir.