ABD, Başkan Donald Trump'ın İran'ı 'çok sert' vurma tehdidinin ardından İran'a yönelik yeni hava saldırıları başlattı. Saldırıların, İran'ın Suriye'deki milis güçlerine ait olduğu belirtilen hedeflere yönelik olduğu açıklandı. Pentagon'dan yapılan resmi açıklamada, saldırıların İran ve müttefiklerinin ABD güçlerine yönelik artan saldırılarına karşılık olarak düzenlendiği belirtildi. Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada, İran'ın herhangi bir saldırganlığına 'çok sert ve orantısız' bir yanıt vereceğini söylemişti. Bu tehdit, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmasının ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını başlatmasıyla tırmanmıştı. İran, bu politikaya karşılık olarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmış ve Körfez'deki tankerlere yönelik saldırılar düzenlemişti. Son aylarda ise İran destekli milislerin Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik roketli saldırıları artmıştı.
Saldırıların ayrıntılarına göre, ABD savaş uçakları ve insansız hava araçları, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor bölgesinde İran Devrim Muhafızları'na bağlı hedefleri vurdu. Hedefler arasında bir silah deposu ve komuta merkezi olduğu bildiriliyor. ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), operasyonun başarıyla tamamlandığını ve sivil kayıpların yaşanmadığını duyurdu.
İran ise saldırıyı kınayarak, 'bölgesel istikrara yönelik bir tehdit' olarak niteledi. İran Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, ABD'nin bu tür saldırılarla bölgedeki gerginliği artırdığını ve meşru müdafaa hakkını saklı tuttuklarını belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu son saldırıları, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açabilir. İran, ABD'nin askeri varlığına karşı asimetrik yanıtlar vermeye devam edebilir. Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan, gelişmeleri endişeyle izlerken, Irak hükümeti ABD ve İran arasındaki çatışmanın kendi topraklarına sıçramasından korkuyor.
Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi sert söylemlerinin ve askeri hamlelerinin, İran'ı müzakere masasına çekmekten çok, bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, ABD'nin müttefiki İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için askeri seçeneklerin masada olduğunu yinelerken, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler ise gerginliğin azaltılması için diplomasi çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran gerginliğinde dengeli bir tutum izlemeye çalışıyor. Bu saldırılar, Türkiye'nin komşusu olan Irak ve Suriye'de istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, İran'la enerji ticareti ve PKK'ya karşı işbirliği gibi alanlarda ilişkilerini sürdürürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak bağlarını koruyor. Gerginliğin tırmanması, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını ve İdlib'deki angajmanlarını etkileyebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek krizin yayılmasını engellemeye çalışıyor.