ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan'ın ana havalimanına düzenlenen saldırının ardından Yemen'deki Husi isyancılara karşı Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun operasyonlarına katılma seçeneğini değerlendiriyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, saldırıda can kaybı olmazken, havalimanı altyapısında hasar meydana geldi. Trump, Suudi yetkililerle görüşerek ABD'nin verebileceği yanıtı istişare ediyor. Bu gelişme, ABD'nin Orta Doğu politikasında yeni bir askeri angajmanın kapısını aralayabilir.
Saldırının Arka Planı ve Trump'ın Seçenekleri
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırı, Yemen'deki Husi güçleri tarafından üstlenildi. Husiler, son aylarda Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırmış durumda. Saldırı, Suudi Arabistan'ın 2015'ten bu yana Yemen'de yürüttüğü askeri operasyonlara bir yanıt olarak görülüyor. Trump yönetimi, saldırıya yanıt olarak birkaç seçeneği masada tutuyor: sınırlı hava saldırıları, Husilere yönelik istihbarat paylaşımının artırılması, Suudi koalisyonuna lojistik destek veya doğrudan ABD askeri katılımı. Beyaz Saray Sözcüsü, "Başkan, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri ciddiye alıyor ve tüm seçenekleri değerlendiriyor" dedi. Ancak, ABD'nin Yemen savaşına doğrudan müdahalesi, Kongre'de ve kamuoyunda tartışmalara yol açabilir. Trump, seçim kampanyasında yeni savaşlara karşı olduğunu söylemişti, bu nedenle kararın dikkatli bir şekilde alınması bekleniyor.
Uzmanlar, ABD'nin Suudi Arabistan'a desteğinin sınırlı kalabileceğini, zira Trump'ın önceliğinin İran'la gerilimi tırmandırmak yerine bölgesel istikrarı korumak olduğunu belirtiyor. Ancak, Suudi Arabistan'ın ABD'nin önemli bir silah pazarı ve bölgesel müttefiki olması, Washington'ın tepkisiz kalmasını zorlaştırıyor. Saldırının ardından Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, ABD'den destek talep etti. Trump yönetimi, Husileri İran'ın bir vekili olarak görüyor ve saldırıyı Tahran'a mal edebilir. Bu durumda, ABD'nin yanıtı İran'a yönelik yeni yaptırımlar veya askeri hareketlilik şeklinde olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'a yapılan saldırı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor. Yemen'deki iç savaş, 2015'ten bu yana yüz binlerce kişinin ölümüne ve büyük bir insani krize yol açtı. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını da hedef alarak küresel enerji piyasalarını tehdit ediyor. Eylül 2019'da Suudi petrol tesislerine yapılan saldırı, dünya petrol arzının yüzde 5'ini geçici olarak durdurmuş ve fiyatları fırlatmıştı. Bu tür saldırıların tekrarlanması, küresel ekonomi için risk oluşturuyor. ABD'nin askeri müdahalesi, İran'la doğrudan bir çatışmaya yol açabilir ve bölgede tansiyonu yükseltebilir. Öte yandan, diplomatik çözüm arayışları da sürüyor. BM, Yemen'de ateşkes sağlanması için çaba harcıyor, ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle ilerleme kaydedilemiyor.
Trump'ın kararı, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını yeniden şekillendirebilir. Başkan, selefi Barack Obama'nın aksine Suudi Arabistan'a daha yakın bir çizgi izlemiş ve Husilere karşı Suudi koalisyonuna lojistik destek sağlamıştı. Ancak, ABD'nin doğrudan savaşa katılması, ülke içinde tepkilere yol açabilir. Kongre'de her iki partiden de Yemen savaşına karşı sesler yükseliyor. Trump'ın, Suudi Arabistan'a destek vermek ile yeni bir savaşa girmemek arasında denge kurması gerekiyor. Saldırının ardından ABD Savunma Bakanlığı, bölgedeki askeri hareketliliği artırdığını açıkladı, ancak ayrıntı vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizi ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar konusunda dikkatli bir denge politikası izliyor. Ankara, Husileri terör örgütü olarak tanımlamazken, Suudi Arabistan ile de stratejik ilişkilerini sürdürüyor. ABD'nin Yemen'e askeri müdahalesi, bölgesel istikrarsızlığı artırabilir ve Türkiye'nin enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye-İran ilişkileri de bu gelişmeden etkilenebilir; zira İran, Husileri desteklemekle suçlanıyor. Türkiye, sorunun diplomatik yollarla çözülmesini ve Yemen'de ateşkes sağlanmasını savunuyor. ABD'nin olası bir müdahalesi, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ekonomik açıdan ise, petrol fiyatlarındaki olası bir artış, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini yükseltebilir.