Eski ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota eyaletinde yaşayan Somalili mülteci topluluğunu hedef alan bir dizi yabancı düşmanı paylaşımıyla eyalette büyük tepki topladı. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımlarda, okulda Somalili çocukların şarkı söylediği bir videoyu alaycı bir dille eleştirerek, Minnesota'nın Somali göçü nedeniyle 'mahvolduğunu' iddia etti. Paylaşımlar, eyaletteki Somalili Amerikalılar ve sivil toplum kuruluşları tarafından nefret söylemi ve ırkçı tahrik olarak nitelendirildi. Demokrat Vali Tim Walz, Trump'ın söylemini kınarken, Somali toplumu liderleri Trump'ı bölücülükle suçladı.
Gelişmenin arka planı
Minnesota, özellikle Minneapolis ve St. Paul kentlerinde, 1990'lardan bu yana ABD'deki en büyük Somalili topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor. İç savaştan kaçan Somalililer, eyaletin iş gücü ve kültürel çeşitliliğine önemli katkılar sağladı. Trump, başkanlık döneminde de Müslüman ülkelerden gelen göçmenlere yönelik seyahat yasağı gibi politikalarıyla biliniyor; ancak 2024 seçimlerine adaylığı doğrultusunda yeniden yabancı düşmanı söylemlere başvurması dikkat çekiyor. Trump'ın hedef aldığı video, Minneapolis'te bir ilkokulda öğrencilerin Somalice bir şarkı seslendirdiği anları içeriyor. Eğitim yetkilileri, videonun okulun çok kültürlü programının bir parçası olduğunu ve herhangi bir siyasi amaç taşımadığını açıkladı. Trump ise okulun 'Amerikan değerlerini' öğretmediğini öne sürdü.
Bölgesel veya küresel boyut
Trump'ın bu paylaşımları, ABD'de göçmen karşıtı söylemlerin seçim dönemlerinde nasıl tırmandırıldığının bir örneği olarak değerlendiriliyor. Minnesota, geleneksel olarak Demokrat Parti'nin kalesi olsa da, 2016 seçimlerinde Trump'ın Cumhuriyetçilere eyalette beklenmedik bir rekabet yaşatmıştı. Somalili topluluğunun yoğun olduğu bölgelerde ekonomik zorluklar ve kültürel uyum meseleleri sık sık tartışma konusu oluyor. Uzmanlar, Trump'ın bu söyleminin sadece Minnesota'daki değil, tüm ABD'deki göçmen toplulukları üzerinde korku yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bu durum, ABD'deki Müslüman karşıtı duyguları körükleyerek toplumsal kutuplaşmayı derinleştirme riski taşıyor. Trump'ın kampanyası, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savunurken, insan hakları örgütleri bunu nefret söylemi olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki göçmen karşıtı söylemlerin yükselişi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu küresel mülteci krizine yönelik uluslararası tutumları etkileyebilir. Trump'ın Somalilileri hedef alması, benzer şekilde Türkiye'deki Suriyeli mültecilere yönelik olumsuz söylemlerle paralellik gösteriyor. Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, yabancı düşmanı retoriğin küresel ölçekte meşrulaşması, Ankara'nın göç politikalarını ve toplumsal uyum çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca bu tür olaylar, Türk dış politikasının insani yardım ve mülteci hakları konusundaki tutumunun uluslararası platformlarda daha fazla önem kazanmasına yol açabilir.