Donald Trump yönetimi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla yıllardır yürütülen programları hedef alan yeni bir sivil haklar politikası başlattı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, siyahi ve diğer azınlık öğrencilere yönelik destekleyici programların, beyaz öğrencilere karşı "tersine ayrımcılık" oluşturduğu iddia ediliyor. Bu politika değişikliği, özellikle üniversite kabul süreçlerinde ve burs programlarında uygulanan çeşitlilik odaklı uygulamaların sonlandırılmasını öngörüyor. Sivil haklar örgütleri ve eğitim sendikaları, kararı "tarihi bir geri adım" olarak nitelendirirken, hukuki itirazların hazırlığı yapılıyor.
Gelişmenin arka planı: Tersine ayrımcılık iddiası
Trump yönetimi, Adalet Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı aracılığıyla, okullarda ve üniversitelerde uygulanan "olumlu eylem" (affirmative action) programlarının beyaz öğrencilere zarar verdiği tezini savunuyor. Söz konusu programlar, tarihsel olarak dezavantajlı grupların eğitime erişimini artırmak için geliştirilmişti. Ancak yeni politika, bu programların "renk körü" bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesini veya tamamen kaldırılmasını öngörüyor.
Uygulama kapsamında, siyahi öğrencilere yönelik özel burslar, mentorluk programları ve kabul kontenjanları gözden geçirilecek. Beyaz Saray Sözcüsü, "Hiçbir öğrenci, ten rengi nedeniyle ayrıcalıklı veya dezavantajlı olmamalıdır" ifadelerini kullandı. Eleştirmenler ise bu politikanın, sistemik ırkçılığı görmezden geldiğini ve eşitsizlikleri derinleştireceğini belirtiyor.
Karar, özellikle Harvard Üniversitesi ve Kuzey Carolina Üniversitesi'ne karşı açılan ve Yüksek Mahkeme'ye taşınan "olumlu eylem" davalarının ardından geldi. Yüksek Mahkeme'nin 2023'te verdiği karar, üniversitelerin kabul süreçlerinde ırkı doğrudan bir faktör olarak kullanmasını sınırlandırmıştı. Trump yönetimi, bu kararı genişleterek K-12 okullarını da kapsayacak şekilde uygulamayı hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'de eğitim eşitsizliği tartışmaları
ABD'de eğitimde fırsat eşitliği, uzun yıllardır siyasi bir çekişme konusu. Sivil haklar hareketi döneminde başlatılan "olumlu eylem" programları, 1960'lardan bu yana azınlık öğrencilerin üniversiteye erişimini artırdı. Ancak son yıllarda muhafazakar çevreler, bu programların "tersine ayrımcılık" yarattığını savunarak yasal mücadele başlattı.
Yeni politika, yalnızca eğitim alanını değil, federal sözleşmeler ve işe alım süreçlerini de etkileyebilir. Uzmanlar, kararın ABD'deki ırk ilişkilerini daha da gerdiğini ve toplumsal kutuplaşmayı artırdığını belirtiyor. Öte yandan, Demokrat Parti ve sivil haklar örgütleri, bu tür programların kaldırılmasının siyahi ve Latin öğrencilerin üniversiteye kayıt oranlarını düşüreceğini savunuyor.
Uluslararası alanda, BM ve AB kurumları ABD'deki bu gelişmeyi endişeyle takip ediyor. Avrupa'da da benzer "olumlu eylem" tartışmaları yaşanırken, ABD'deki politika değişikliğinin Avrupa ülkelerindeki çeşitlilik programlarına da yansıyabileceği değerlendiriliyor. Küresel ölçekte, ırk temelli ayrımcılıkla mücadele standartlarının zayıflaması, diğer ülkelerde de azınlık hakları konusunda olumsuz sinyaller yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliği ve pozitif ayrımcılık tartışmalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de kız çocukları, engelli bireyler ve dezavantajlı bölgelerdeki öğrenciler için uygulanan destek programları benzer şekilde "tersine ayrımcılık" eleştirilerine maruz kalabilir. Ayrıca, ABD'nin bu politika değişikliği, Türk üniversitelerindeki uluslararası öğrenci programlarını ve Türk-Amerikan eğitim işbirliklerini etkileyebilir. Türkiye'nin, özellikle eğitimde fırsat eşitliği konusundaki uluslararası taahhütlerini gözden geçirmesi gerekebilir.