ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret savaşlarına bir yenisini ekleyen Section 301 kapsamındaki yeni gümrük tarifeleri, bu kez Singapur’u da hedef aldı. Ancak uzmanlar, Singapur’un listede yer almasını “şaşırtıcı” ve “anlaşılmaz” olarak nitelendiriyor. Tarifelerin yasal dayanağı ve mahkemelerden dönme ihtimali, küresel ticaret dengelerini yeniden şekillendirebilir. Peki, bu hamle Türkiye ve bölge ekonomileri için ne anlama geliyor?
Gelişmenin arka planı
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), geçtiğimiz hafta yayımladığı bir bildiri ile Singapur’dan ithal edilen bazı ürünlere ek gümrük vergisi getirdi. Bu karar, Trump yönetiminin Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşlarının bir uzantısı olarak görülse de, Singapur’un doğrudan ticaret açığı vermeyen bir ülke olması kafa karıştırıyor.
Section 301, ABD yasalarına göre, haksız ticaret uygulamaları yapan ülkelere karşı başkanın tek taraflı yaptırım uygulamasına olanak tanıyor. Ancak Singapur’un fikri mülkiyet ihlalleri veya teknoloji transferi zorlaması gibi konularda Çin kadar sert önlemler aldığı bilinmiyor. ”Singapur’un bu listede yer alması tamamen politik bir tercih,” diyor Washington merkezli bir ticaret hukuku uzmanı.
Tarifeler, özellikle yarı iletken ve elektronik bileşenler başta olmak üzere toplam 1,5 milyar dolarlık Singapur ihracatını etkiliyor. Singapur hükümeti, konuyu Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) taşımayı değerlendiriyor. Ancak Trump yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle aldığı kararların DTÖ denetimine tabi olmadığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Asya-Pasifik bölgesi, ABD’nin ticaret savaşlarından en çok etkilenen bölgelerden biri. Çin’e yönelik tarifeler, tedarik zincirlerinin Vietnam, Tayland ve Singapur gibi ülkelere kaymasına yol açmıştı. Şimdi Singapur’a yönelik bu adım, “Çin’den kaçış” stratejisini de sekteye uğratabilir.
Uzmanlar, Trump’ın bu hamlesinin 2024 başkanlık seçimleri öncesi korumacı seçmen tabanını memnun etmeye yönelik olduğunu düşünüyor. Ancak Singapur gibi net ticaret fazlası vermeyen bir ülkeye tarife uygulamak, hem hukuki hem de diplomatik açıdan soru işaretleri yaratıyor. “Mahkemeye giderse, hükümetin Singapur’u neden hedef aldığını kanıtlaması gerekecek. Bu kolay olmayacak,” diyor bir başka analist.
Bölgedeki diğer ülkeler, Singapur’a uygulanan tarifelerin kendilerine de sıçrayabileceği endişesi taşıyor. Özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyeleri, blok halinde ABD’ye karşı ortak bir duruş geliştirmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar Türkiye, Singapur’a yönelik tarifelerden doğrudan etkilenmese de, bu gelişme küresel ticaret savaşlarının derinleştiğini gösteriyor. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını ABD ve AB pazarlarına yaptığı için, benzer korumacı önlemlerle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Asya-Pasifik tedarik zincirlerindeki kırılmalar, Türkiye’nin bu bölgeyle ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Çin’den alternatif tedarikçi arayışındaki şirketler için Türkiye’nin bir lojistik üs olarak önemi artabilir. Ancak bu sürecin Türkiye lehine dönmesi için, ülkenin kendi ticaret politikalarını ABD ve AB ile uyumlu hale getirmesi ve hukuki güvence sunması gerekiyor.