Hong Kong’un Çin’e dönüşünün 29. yıl dönümü kutlamaları kapsamında, Halk Kurtuluş Ordusu’na (PLA) ait Ngong Shuen Chau Kışlası cumartesi günü kapılarını halka açtı. Sabah saat 09.00’da başlayan ziyaretlerde binlerce Hong Konglu, askeri tesisleri gezme fırsatı buldu. Ziyaretçiler, askeri araçları, silahları ve birliklerin günlük yaşamını yakından görme imkânı elde etti. PLA Hong Kong Garnizonu, bu tür etkinliklerin halkla ordu arasındaki bağları güçlendirdiğini belirtti. Kutlamalar, 1 Temmuz’daki ana tören öncesinde düzenlenen çeşitli etkinliklerle devam ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hong Kong, 1997 yılında İngiltere’den Çin’e devredilmiş ve “tek ülke, iki sistem” ilkesiyle yönetilmeye başlanmıştı. Her yıl 1 Temmuz’da düzenlenen dönüş kutlamaları, şehirdeki Çin yanlısı gruplar için büyük önem taşıyor. PLA garnizonu, şehrin güvenliğinden sorumlu olup, genellikle yılda birkaç kez kışlalarını halka açıyor. Bu yılki açılış, özellikle pandemi sonrası toplumun normale dönüş çabalarıyla da örtüşüyor. Ziyaretçiler, tanklar, zırhlı araçlar ve helikopterler gibi askeri teçhizatı inceleyebildi; ayrıca askerlerle fotoğraf çektirme imkânı buldu. Çin medyası, etkinliğin “vatanseverlik eğitimi” açısından önemli olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong’daki bu tür etkinlikler, Çin’in bölge üzerindeki egemenliğini pekiştirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Özellikle 2019’daki protestoların ardından Pekin, Hong Kong’da ulusal güvenlik yasasını uygulamaya koymuş ve muhalif sesleri bastırmıştı. PLA’nın halkla iç içe olması, hem yerel halkın orduya olan güvenini artırmayı hem de Çin’in askeri gücünü sergilemeyi amaçlıyor. Küresel ölçekte ise bu durum, Batılı ülkelerin Hong Kong’un özerkliğine yönelik endişeleriyle çelişiyor. ABD ve Avrupa Birliği, Hong Kong’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekerken, Çin bu eleştirileri iç işlerine müdahale olarak nitelendiriyor. Kışla ziyaretleri, bu gerilimli ortamda Pekin’in kendi anlatısını güçlendirme çabası olarak yorumlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’daki bu gelişme, Türkiye’nin doğrudan bir tarafı olmamakla birlikte, küresel güç dengeleri açısından izlenmesi gereken bir konudur. Çin’in askeri ve siyasi nüfuzunu artırması, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, özellikle Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, bölgedeki istikrarsızlıklardan etkilenmemek için dengeli bir politika izlemektedir. Hong Kong’un statüsü, Çin’in egemenlik anlayışının bir göstergesi olup, Türkiye’nin Tayvan ve Doğu Türkistan gibi konulardaki tutumunu da etkileyebilir. Bu nedenle, Hong Kong’daki askeri gösteriler, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinde dikkate alması gereken bir faktördür.