ABD Başkanı Donald Trump’ın Senato’daki Cumhuriyetçi liderlerle gerçekleştirdiği gergin toplantının ardından, iki partili konut yasası ve Seçmen Uygunluğunu Koruma Yasası’nın (SAVE America Act) akıbeti belirsizliğini koruyor. Beyaz Saray ile Cumhuriyetçi senatörler arasındaki bu gerilim, Başkan’ın kendi partisi içinde bile artan muhalefetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Toplantıda Trump’ın özellikle seçim güvenliği konusundaki katı tutumu ile Senato lideri Mitch McConnell’in daha ılımlı yaklaşımı arasındaki farklılıklar su yüzüne çıktı.
Gelişmenin arka planı
Trump, Senato Cumhuriyetçileriyle yaptığı kapalı kapı toplantısında, 2020 seçimlerinin ardından gündeme gelen seçmen sahtekarlığı iddialarını yeniden dile getirdi ve SAVE America Act’in geçmesi için baskı yaptı. Ancak bazı Cumhuriyetçi senatörler, bu yasanın eyaletlerin seçim yönetimine müdahale anlamına gelebileceği endişesiyle çekimser kaldı. Öte yandan, iki partili konut yasası, ev sahipliğini teşvik etmek ve konut krizini hafifletmek amacıyla hazırlanmıştı; ancak Trump’ın desteğini çekmesi halinde yasanın Kongre’den geçmesi zorlaşacak. Lobicilik faaliyetleri de ticaret anlaşması üzerinde yoğunlaşmış durumda; özellikle Çin ile yapılan ilk faz ticaret anlaşmasının ardından ikinci faz görüşmeleri için baskı artıyor.
Sağlık alanında ise, hantavirüs salgınına karşı yürütülen müdahale çalışmaları sona erdi. Yetkililer, salgının kontrol altına alındığını ve yeni vaka bildirilmediğini açıkladı. Demokratlar ise, parti içindeki bölünmeleri küçümsemeye çalışıyor; ancak ilerici ve merkezci kanatlar arasındaki gerilim, özellikle iklim değişikliği ve sağlık reformu konularında kendini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın Senato ile yaşadığı bu gerilim, ABD’nin iç siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirirken, uluslararası alanda da yansımaları oluyor. Özellikle ticaret anlaşmaları ve seçim güvenliği konularındaki belirsizlik, ABD’nin müttefikleri nezdinde güvenilirliğini sorgulatıyor. Çin ile ticaret görüşmelerindeki tıkanıklık, küresel ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi riskini taşıyor. Avrupa Birliği ise, ABD’nin iç siyasi istikrarsızlığını yakından izliyor; zira NATO ve transatlantik ilişkilerdeki ortak kararların alınması zorlaşabilir. Ortadoğu’da ise, ABD’nin İran’a yönelik politikaları ve İsrail-Filistin çatışmasındaki tutumu, Trump’ın Kongre ile uyumuna bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın Senato ile yaşadığı bu gerginlik, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini doğrudan etkilemese de, dolaylı yansımaları olabilir. ABD’nin iç siyasi istikrarsızlığı, Kongre’den geçmesi beklenen F-16 satışı ve S-400 konusundaki yaptırım kararlarını geciktirebilir. Ayrıca, ticaret anlaşmalarındaki belirsizlik, Türkiye’nin ABD’ye ihracatını olumsuz etkileyebilir. Seçim güvenliği tartışmaları ise, Türkiye’nin kendi seçim sistemini sorgulamasına neden olabilir. Küresel ölçekte ise, ABD’deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, NATO içindeki uyumu zayıflatarak Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebilir.