ABD Başkanı Donald Trump, seçmenlerin öfkesinin kendisine değil, Kongre'deki Cumhuriyetçi milletvekillerine yönelik olduğunu savunuyor. Ancak son anketler, Trump'ın onay oranının ikinci başkanlık döneminin en düşük seviyesine yaklaştığını gösteriyor. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, halkın asıl tepkisinin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Cumhuriyetçi kanada yönelik olduğunu öne sürdü. Bu ifadeler, Trump'ın partisinin Kongre'deki kanadıyla yaşadığı gerilimin yeni bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Anketler Trump'ın Onay Oranında Düşüşe İşaret Ediyor
RealClearPolitics'in ortalama anket verilerine göre, Trump'ın onay oranı yüzde 51 civarında seyrediyor. Bu oran, ikinci döneminin en düşük seviyesi olarak kaydedilen yüzde 50,6'ya oldukça yakın. Trump'ın görevdeki ilk 100 gününde onay oranı yüzde 53,5'e kadar ulaşmıştı. Ancak son haftalarda artan gümrük tarifeleri ve enflasyon endişeleri, başkanın popülaritesini olumsuz etkiliyor.
Özellikle Gallup ve Quinnipiac Üniversitesi'nin anketlerinde, Amerikalıların yüzde 45'inin Trump'ın ekonomik politikalarını onayladığı, yüzde 52'sinin ise onaylamadığı görülüyor. Ekonomi, seçmenlerin en önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Trump'ın açıklamalarına rağmen, seçmenlerin genel olarak hükümetin performansından memnun olmadığı anlaşılıyor.
Kongre'deki Cumhuriyetçilerle Gerilim Artıyor
Trump, Kongre'deki Cumhuriyetçilerin yeterince agresif davranmadığını ve kendi politikalarını destekleme konusunda isteksiz olduklarını dile getiriyor. Özellikle, sağlık reformu ve vergi indirimleri konularında yaşanan anlaşmazlıklar, başkan ile Kongre arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın liderliği, Trump'ın eleştirilerinin hedefi haline geldi. Trump, Johnson'ın görevini sürdürmesinin partinin geleceği açısından risk oluşturduğunu ima etti.
ABD siyasetinde başkan ile Kongre arasındaki gerilim yeni bir olgu değil. Ancak Trump'ın bu çıkışı, ara seçimler öncesinde parti içi bir krizi de beraberinde getirebilir. 2026 yılında yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı merak konusu. Trump'ın bu açıklamaları, parti tabanındaki hoşnutsuzluğu daha da alevlendirebilir.
Seçmenlerin Öfkesi: Trump mı, Kongre mi?
Trump'ın seçmenlerin kendisine değil, Kongre'ye kızgın olduğu yönündeki iddiası, anket verileriyle tam olarak örtüşmüyor. Pew Araştırma Merkezi'nin son anketine göre, Amerikalıların yüzde 60'ı Kongre'nin performansından memnun değil. Ancak aynı ankette Trump'ın onay oranı da yüzde 48'de kalmış durumda. Bu da seçmenlerin hem başkana hem de Kongre'ye yönelik genel bir memnuniyetsizlik içinde olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu söyleminin aslında kendi onay oranındaki düşüşü maskelemeye yönelik bir strateji olabileceğini belirtiyor. Seçmenlerin öfkesini Kongre'ye yönlendirerek, kendi sorumluluğundan kaçınmaya çalıştığı düşünülüyor. Ancak ekonomik göstergeler ve günlük yaşamda hissedilen enflasyon, seçmenlerin öncelikli olarak başkanın politikalarından memnun olmadığını ortaya koyuyor.
Uluslararası Yansımalar
Trump'ın onay oranındaki düşüş, sadece iç politikayı değil, aynı zamanda ABD'nin uluslararası itibarını da etkiliyor. Zayıf bir başkan, müttefikler nezdinde güven kaybına yol açabilir. Özellikle ticaret savaşları ve NATO gibi konularda Trump'ın tartışmalı kararları, Avrupa ve Asya'daki müttefiklerin ABD'ye olan güvenini sarsıyor. Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody's, siyasi belirsizliğin ABD ekonomisi üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Trump'ın zayıf görüntüsü, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olabilir. Yatırımcılar, ABD'deki siyasi istikrarsızlığın dünya genelindeki yansımalarını yakından izliyor. Analistler, Trump'ın onay oranındaki düşüşün, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Demokratlara avantaj sağlayabileceğini de dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin dış politika hesaplarını da etkileyebilir. Trump'ın zayıf bir başkan olarak görülmesi, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde daha öngörülebilir bir muhatap bulma isteğini zayıflatabilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi istikrarsızlık, F-35 programı ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki ortaklık gibi kritik konularda karar alma süreçlerini yavaşlatabilir. Türk yetkililer, ABD Kongresi'ndeki Ermeni yanlısı lobisinin etkisini artırmasından endişe ediyor. Öte yandan, Trump'ın onay oranındaki düşüşün, Türkiye ekonomisi üzerindeki dolaylı etkileri de göz ardı edilmemeli; küresel piyasalardaki dalgalanmalar, gelişen ülkelerin para birimlerini ve sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir.