ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde kömür endüstrisini canlandırmak için olağanüstü bir adım atarak, Soğuk Savaş döneminden kalma Savunma Üretim Yasası'nı (DPA) kullanmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda, ülke genelindeki kömür yakıtlı elektrik santrallerine 700 milyon dolar tutarında mali destek sağlanacak. Trump yönetimi, bu adımı ulusal enerji güvenliği ve elektrik şebekesinin istikrarı gerekçesiyle savunurken, çevre örgütleri ve iklim aktivistleri Başkan'ı 'kirliliği ödüllendirmekle' suçluyor.
Kömüre Savaş Zamanı Desteği
Savunma Üretim Yasası, aslında ABD başkanlarına ulusal güvenlik krizlerinde kritik malzemelerin üretimini hızlandırma yetkisi veriyor. Daha önce COVID-19 salgınında maske ve aşı üretimini artırmak için kullanılan bu yasa, şimdi ilk kez kömür gibi bir fosil yakıt için devreye sokuluyor. Planın detaylarına göre, sübvansiyonlar özellikle kapanma riskiyle karşı karşıya olan kömür santrallerine yönlendirilecek. Beyaz Saray, bu desteğin 'güvenilir ve uygun fiyatlı elektrik arzını güvence altına alacağını' iddia ediyor.
Ancak uzmanlar, bu kararın iklim politikalarıyla taban tabana zıt olduğuna dikkat çekiyor. Kömür, elektrik üretiminde en yüksek karbon salımına neden olan yakıt türü. ABD, Trump'ın ilk döneminde bile kömür üretiminde düşüş yaşamış, doğal gaz ve yenilenebilir enerjiye geçiş hızlanmıştı. Yeni sübvansiyon paketi, temiz enerji yatırımlarını sekteye uğratabilir.
Küresel Boyut ve Tepkiler
Karar, uluslararası toplumda da sert eleştirilerle karşılandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yetkilileri, ABD'nin Paris Anlaşması'ndan çekilmesinin ardından bu tür bir hamlenin küresel iklim hedeflerine darbe vuracağını belirtti. Avrupa Birliği ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak ABD'nin kömür teşviklerinin transatlantik ilişkilerde yeni bir gerginlik yaratabileceği yorumları yapılıyor.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük kömür tüketicisi ülkeler, ABD'nin bu kararını kendi enerji politikalarını meşrulaştırmak için kullanabilir. Trump'ın seçim kampanyasında sık sık vaat ettiği 'kömür işlerini geri getirme' söylemi, bu kararla somutlaşmış oldu. Ancak ekonomistler, sübvansiyonların kömür endüstrisini uzun vadede kurtaramayacağını, çünkü doğal gaz ve yenilenebilir enerjinin maliyet avantajını koruduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin kömüre yönelik bu teşvik paketi, Türkiye için de önemli bir sinyal. Türkiye, uzun vadede enerji ithalatını azaltma hedefiyle yerli kömür kaynaklarını kullanıyor ancak çevresel maliyetler nedeniyle uluslararası baskı altında. ABD gibi bir süper gücün fosil yakıtlara desteğini sürdürmesi, Türkiye'nin de benzer politikaları savunmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımları ve AB ile yeşil mutabakat çabaları, bu tür teşviklerle çelişiyor. Küresel iklim diplomasisinde ABD'nin bu adımı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin 'ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar' ilkesini daha güçlü bir şekilde gündeme getirmesine neden olabilir. Ancak Türkiye'nin enerji politikalarında kömürden çıkış stratejisini hızlandırması, ekonomik ve çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir yol olarak duruyor.