ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe öğleden sonra yaptığı bir paylaşımda Demokrat Temsilci Jamie Raskin’in (Maryland) Kongre’den ihraç edilmesi çağrısında bulundu. Trump, söz konusu milletvekilinin eski Başkan Joe Biden tarafından affedilmemiş olsaydı “şu anda hapiste olacağını” öne sürdü. Trump, Truth Social platformunda muhafazakar yorumcu Mark Levin’in bir paylaşımına yanıt verdi. Levin, Raskin ve diğerlerinin “ciddi suçlar” işlediğini iddia eden bir gönderi paylaşmıştı. Trump’ın bu çıkışı, ABD siyasetindeki kutuplaşmanın yeni bir boyut kazandığı bir dönemde geldi.
Arka Plan: Raskin ve Trump Arasındaki Gerilim
Jamie Raskin, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına ilişkin soruşturma komitesinde görev alan Demokrat vekillerden biri. Komite, Trump’ın destekçilerinin Capitol Hill’i basmasını teşvik ettiği iddialarını araştırmıştı. Raskin, özellikle Trump’ın bu olaydaki rolünü masaya yatıran oturumlarda öne çıkmıştı. Trump ise Raskin’i “hain” ve “yıkıcı” olarak nitelendiriyor.
Biden yönetiminin son günlerinde, Raskin’in de aralarında bulunduğu bazı Kongre üyelerine af çıkarması, Trump ve Cumhuriyetçiler tarafından sert dille eleştirilmişti. Trump, Biden’ın bu affının “siyasi bir intikam” olduğunu savunuyor. Raskin ise daha önce yaptığı açıklamada, affın “hukuki bir zorunluluk” olduğunu ve siyasi bir amaç taşımadığını belirtmişti.
Trump’ın Raskin’e yönelik bu son söylemi, eski başkanın yeniden başkanlık yarışına hazırlandığı bir döneme denk geliyor. Analistler, Trump’ın rakiplerini “suçlu” ilan ederek tabanını konsolide etmeye çalıştığını belirtiyor. Öte yandan, Raskin’in Kongre’den atılması için herhangi bir yasal süreç başlatılmış değil; bu tür bir ihraç, Meclis’te üçte iki çoğunluk gerektirdiği için Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis’te bile zor görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Siyaseti ve Demokratik Normlar
Trump’ın bu söylemi, yalnızca ABD iç siyaseti için değil, aynı zamanda küresel demokratik normlar açısından da dikkatle izleniyor. Bir başkanın, muhalif bir milletvekilini hapisle tehdit etmesi ve “ihraç” çağrısı yapması, pek çok ülkede endişeyle karşılanıyor. Demokratik süreçlerde muhalefetin susturulmaya çalışılması, otoriter rejimlerde sıkça görülen bir yöntem. Bu nedenle, Trump’ın bu çıkışı, ABD’nin demokratik itibarına gölge düşürebilir.
Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler, ABD’deki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor. Trump’ın yeniden başkan olması durumunda, ABD’nin iç siyasetindeki bu tarz kutuplaştırıcı söylemlerin uluslararası ittifakları nasıl etkileyeceği merak konusu. Özellikle NATO ve transatlantik ilişkiler, Trump’ın siyasi tarzından en çok etkilenen alanlar arasında.
Bir diğer önemli boyut ise, affın anayasal bir yetki olmasına rağmen siyasi bir araç olarak kullanılması. Biden’ın Raskin’i affetmesi, Trump’ın “cezasızlık” algısını güçlendirmesine yol açtı. Bu durum, ABD’deki hukuk sisteminin siyasallaştığı yönündeki eleştirileri artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu siyasi gerilim, Türkiye’nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, küresel demokratik normların zayıflaması Türkiye’nin uluslararası ortamını şekillendiriyor. Özellikle ABD’deki siyasi kutuplaşma, Türkiye-ABD ilişkilerinde istikrarsızlığa yol açabilir. Trump’ın yeniden başkan seçilmesi halinde, Türkiye’ye yönelik politikalarının daha öngörülemez olacağı değerlendiriliyor. Ayrıca, ABD’de muhalif siyasetçilere yönelik bu tür söylemler, dünya genelinde otoriter eğilimleri meşrulaştırma riski taşıyor. Türkiye, bu tür gelişmeler karşısında demokratik kurumlarını güçlendirmeye ve uluslararası ittifaklarda dengeli bir duruş sergilemeye özen göstermeli.