ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile üçlü bir zirve yapmaya açık olduğunu söyledi. Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada böyle bir toplantının nükleer silahsızlanmaya odaklanacağını, Moskova'nın daha önce öne sürdüğü gibi Ukrayna savaşını ele almayacağını belirtti. Bu açıklama, Trump'ın göreve gelmesinin ardından büyük güçler arası diplomaside yeni bir açılım arayışı olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın açıklaması, Beyaz Saray'da gazetecilerin sorularını yanıtlarken geldi. Trump, "Putin ve Şi ile bir araya gelmeye hazırım. Nükleer silahlardan arınma konusunu konuşabiliriz. Bu çok önemli bir konu" ifadelerini kullandı. Ancak Trump, toplantının zamanına veya yerine ilişkin herhangi bir ayrıntı vermedi. Açıklama, Moskova'nın geçtiğimiz günlerde dile getirdiği Ukrayna savaşını görüşme önerisinden farklı bir gündem işaret ediyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, daha önce yaptığı açıklamada, Putin'in Ukrayna konusunu görüşmek üzere Trump ile bir araya gelmeye istekli olduğunu söylemişti. Trump'ın son açıklaması ise nükleer silahsızlanmayı ön plana çıkararak, Moskova'nın beklentilerinden ayrışıyor.
Trump, göreve geldiğinden bu yana Rusya ve Çin ile ilişkileri yeniden şekillendirme çabasında. Geçtiğimiz ay Putin ile telefonda görüşen Trump, ardından Çin ile ticaret müzakerelerini yeniden başlatmıştı. Ancak üçlü zirve fikri, ilk kez bu kadar net bir şekilde dile getirildi. Uzmanlar, Trump'ın nükleer silahsızlanma konusunu öne çıkararak, hem Rusya hem de Çin ile ilişkilerde bir denge kurmayı hedeflediğini belirtiyor. Nükleer silahsızlanma, Soğuk Savaş döneminden bu yana büyük güçler arasında en hassas konulardan biri olmayı sürdürüyor. ABD, Rusya ve Çin, dünyanın en büyük nükleer silah stoklarına sahip ülkeleri arasında. Yeni START anlaşmasının süresinin 2026'da dolacak olması, nükleer silahsızlanma müzakerelerini daha da önemli hale getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın üçlü zirve önerisi, küresel jeopolitik dengeler açısından önemli bir potansiyele işaret ediyor. ABD, Rusya ve Çin arasında yapılacak bir zirve, Soğuk Savaş sonrası dönemde ilk kez bu üç büyük gücün liderini bir araya getirebilir. Ancak böyle bir toplantının gerçekleşmesi kolay görünmüyor. Rusya ve Çin, ABD'nin son yıllarda uyguladığı yaptırımlar ve askeri baskılardan duydukları rahatsızlığı sık sık dile getiriyor. Ayrıca Ukrayna savaşı, Rusya ile ABD arasındaki en büyük anlaşmazlık konusu olmayı sürdürüyor. Moskova, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteği eleştirirken, Washington yönetimi Rusya'ya yönelik yaptırımları sürdürüyor. Çin ise Tayvan meselesi ve Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetleri nedeniyle ABD ile gerilim yaşıyor.
Trump'ın nükleer silahsızlanma vurgusu, bu gerilimleri bir ölçüde hafifletme amacı taşıyor olabilir. Nükleer silahların azaltılması, hem Rusya hem de Çin'in çıkarlarına hizmet edebilecek bir konu. Ancak uzmanlar, üçlü bir zirvenin önündeki en büyük engelin, taraflar arasındaki güvensizlik olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Trump'ın açıklaması, ABD'nin müttefikleri tarafından da dikkatle izleniyor. Avrupa başkentleri, Washington'ın Moskova ile yakınlaşmasından endişe duyuyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, ABD'nin Rusya ile diyalog kurmasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulamıştı. Çin ise henüz Trump'ın önerisine ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Pekin yönetimi, genellikle çok taraflı diplomatik girişimlere sıcak bakıyor ancak ABD ile ilişkilerde karşılıklı saygı ve eşitlik ilkelerini öne çıkarıyor.
Trump'ın üçlü zirve fikri, aynı zamanda seçim kampanyası döneminde vaat ettiği "büyük güçler arası diplomasi" yaklaşımının bir yansıması. Trump, göreve gelir gelmez Rusya ve Çin ile ilişkileri yeniden başlatma sözü vermişti. Ancak ilk aylarda bu yönde somut bir adım atılmadı. Nükleer silahsızlanma, Trump'ın hem iç politikada hem de uluslararası alanda kendini gösterebileceği bir alan olarak öne çıkıyor. Nitekim Trump, geçtiğimiz günlerde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile de görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bu açıklamalar, Trump'ın geleneksel müttefikler yerine doğrudan rakiplerle diyalog kurma stratejisini sürdürdüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Putin ve Şi ile üçlü zirve önerisi, Türkiye'nin dış politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda hem Rusya hem de Çin ile ilişkilerini geliştirirken, Batı ittifakı içindeki konumunu koruma çabasında. Böyle bir zirve, küresel dengelerde yeni bir sayfa açabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak zirvenin Ukrayna savaşını dışlaması, Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdiği öncelikle çelişebilir. Ankara, hem Rusya hem de Ukrayna ile iyi ilişkiler yürüterek denge politikası izliyor. Üçlü zirve, nükleer silahsızlanma odaklı olsa da, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji koridorları açısından etkileri olabilir. Türkiye, muhtemelen gelişmeleri yakından takip edecek ve olası bir zirvede arabuluculuk veya ev sahipliği gibi roller üstlenmeye çalışacaktır.