ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Beyaz Saray'ın Güney Çimi'nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile üçlü bir zirve düzenleme konusunda henüz bir anlaşmaya varmadığını, ancak böyle bir görüşmeye açık olduğunu ifade etti. Trump, Kansas'ta düzenlenecek ara seçim mitingine gitmeden önce yaptığı açıklamada, "Bunu yaparım" dedi. Bu açıklama, ABD'nin iki büyük jeopolitik rakibiyle aynı masada buluşma olasılığını gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu açıklaması, görevdeki ilk döneminde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı zirveler ve ticaret savaşları sırasında Çin ile yürüttüğü müzakereler gibi alışılmışın dışında diplomasi tarzını hatırlatıyor. Ancak bu kez, aynı anda hem Moskova hem de Pekin ile üçlü bir formatta bir araya gelme fikri, ABD dış politikasında yeni bir yaklaşımın habercisi olabilir. Trump, henüz resmi bir teklifin olmadığını ve görüşmenin içeriğine dair bir detay vermedi. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Uzmanlar, böyle bir zirvenin gerçekleşmesinin son derece zor olduğunu, çünkü ABD, Rusya ve Çin arasında Ukrayna savaşı, Tayvan gerilimi, ticaret anlaşmazlıkları ve silahlanma yarışı gibi pek çok kritik anlaşmazlık bulunduğunu belirtiyor. Yine de Trump'ın "açık kapı" mesajı, diplomatik çevrelerde olası bir yumuşama sinyali olarak yorumlandı. Trump'ın konuşmasının devamında ne söylediği ise gazetecilere yansımadı; ancak başkanın sık sık " anlaşma yapma sanatı" olarak adlandırdığı yaklaşımı doğrultusunda, beklenmedik diyalog kanalları açabileceği biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD, Rusya ve Çin arasında olası bir üçlü zirve, küresel güç dengesi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Ukrayna'daki savaş nedeniyle Batı ile Rusya arasındaki ilişkiler soğukken, Çin'in Rusya'ya ekonomik destek vermesi ve Tayvan konusundaki tutumu, Washington ile Pekin arasındaki gerilimi artırıyor. Trump'ın olası bir zirveyle bu iki cephede aynı anda diyalog başlatma çabası, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde de soru işaretleri yaratabilir. Özellikle Avrupa başkentleri, Washington'un Moskova ile doğrudan görüşmesinden rahatsızlık duyabilir.
Öte yandan, böyle bir toplantının gerçekleşmesi halinde, Kuzey Kore nükleer programı, İran'ın nükleer anlaşması, Suriye ve Orta Doğu'daki çatışmalar gibi bölgesel konular da masaya gelebilir. Ancak Trump'ın açıklaması, henüz somut bir hazırlık olmadığını gösteriyor. Yine de bu tür bir niyet beyanı, uluslararası ilişkilerde yeni bir müzakere sürecinin ilk işareti olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD, Rusya ve Çin arasında olası bir üçlü zirve, Türkiye'nin dış politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Rusya ve Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri olan bir ülke olarak, böylesi bir diyalog sürecinde kendine yer bulabilir. Özellikle Ukrayna savaşı ve enerji hatları konusunda arabuluculuk rolü üstlenen Ankara, büyük güçler arasındaki gerilimin azalmasından olumlu etkilenebilir. Ancak üçlü zirvenin ABD'nin müttefikleriyle istişare edilmeden yapılması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu yeniden düşünmesine yol açabilir. Ayrıca, Çin ile artan ticaret ve yatırım ilişkileri, Türkiye'nin bu süreçteki pozisyonunu etkileyebilir.