ABD'de Demokrat Parti kontrolündeki bir grup eyalet, Başkan Donald Trump'ın posta yoluyla kullanılan oylara getirdiği yeni kısıtlamaları durdurması için Yüksek Mahkeme'ye acil başvuruda bulundu. Trump'ın imzaladığı başkanlık kararnamesi, ABD Posta Servisi'nin (USPS) posta oyu kullanabilecek seçmenlerin eyalet bazında hazırlanmış listelerini kullanmasını zorunlu kılıyor. Demokrat eyaletlerin başvurusu, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde oy kullanma sürecine ilişkin hukuki mücadeleyi yoğunlaştırdı.
Kararname neyi değiştiriyor?
Trump'ın 2025'te imzaladığı kararname, USPS'nin posta oylarını yalnızca ilgili eyaletin yetkili seçmen listesinde yer alan kişilerden kabul etmesini ve bu listelerin düzenli olarak güncellenmesini şart koşuyor. Uygulamanın başlamasıyla birlikte, bazı seçmenlerin oy pusulalarının, isimleri listelerde bulunmadığı gerekçesiyle iade edilebileceği belirtiliyor. Demokratlar ve sivil toplum örgütleri, bu düzenlemenin özellikle azınlık grupları ve düşük gelirli seçmenler üzerinde orantısız bir etki yaratacağını, bu kişilerin posta oyu kullanma imkânlarını kısıtlayacağını savunuyor.
Başvuruda bulunan eyaletler arasında Kaliforniya, New York, Illinois ve Pennsylvania gibi nüfusu yüksek Demokrat eyaletler yer alıyor. Eyalet savcıları, kararnamenin federal seçim yasalarına ve anayasaya aykırı olduğunu, eyaletlerin seçim süreçlerini düzenleme yetkisine müdahale ettiğini ifade ediyor. Ayrıca, posta oyu kullanımının COVID-19 pandemisi sonrasında arttığını ve bu uygulamanın seçmen katılımını engelleyerek demokratik süreci zedeleyeceğini öne sürüyorlar.
Seçimlere gölge düşürüyor
Bu hukuki mücadele, ABD'de seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Trump yönetimi, kararnamenin seçimlerde sahtekârlığı önlemek için hayata geçirildiğini savunurken, eleştirmenler bu adımı oy hakkını kısıtlama girişimi olarak değerlendiriyor. Anketler, Amerikan kamuoyunun bu konuda bölünmüş olduğunu gösteriyor; bir kesim seçim güvenliğinin artırılmasını desteklerken, diğer kesim bu tür düzenlemelerin ayrımcı etkilerine dikkat çekiyor.
Yüksek Mahkeme'nin önümüzdeki haftalarda başvuruyu ele alması bekleniyor. Mahkemenin kararı, sadece bu seçim süreci için değil, gelecekteki seçimlerin nasıl yürütüleceği açısından da belirleyici olacak. Uzmanlar, bu davanın ABD'de seçim hukukunun sınırlarını yeniden çizebileceğini, eyaletlerin federal hükümetle arasındaki yetki paylaşımını etkileyebileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki seçim süreçlerine dair tartışmaların küresel demokrasi algısına etkisi açısından önem taşıyor. Türkiye, ABD'nin iç siyasi istikrarını yakından izlemektedir; zira ABD'deki seçim belirsizlikleri, uluslararası arenada güç dengelerini etkileyebilmektedir. Ayrıca, posta oyu gibi uygulamaların ülkemizdeki seçim sistemine benzer tartışmaları gündeme getirebileceği, ancak Türkiye'deki seçim mevzuatının farklı dinamiklere dayandığı unutulmamalıdır. Bu tür hukuki mücadeleler, demokratik süreçlerin güçlendirilmesi ve seçmen haklarının korunması bağlamında evrensel bir deneyim sunmaktadır.