ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle Pasifik Okyanusu'nda daha önce koruma altında bulunan üç deniz ulusal anıtında ticari balıkçılığı yeniden başlattı. Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen törende yaptığı açıklamada, "Resmen yaklaşık yarım milyon mil karelik — vay canına — kuzeybatı Hawaii Adaları çevresindeki suları ticari balıkçılığa açıyoruz" dedi. Bu karar, çevre örgütleri ve bilim insanları tarafından büyük tepkiyle karşılanırken, balıkçılık sektörü ve bazı yerel yönetimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Kararname, Obama döneminde oluşturulan Papahānaumokuākea Deniz Ulusal Anıtı, Rose Atol Deniz Ulusal Anıtı ve Pasifik Uzak Adaları Deniz Ulusal Anıtı'nı kapsıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın bu hamlesi, selefi Barack Obama'nın 2016 yılında aldığı bir kararı tersine çeviriyor. Obama, Papahānaumokuākea Deniz Ulusal Anıtı'nın sınırlarını genişleterek 1,5 milyon km²'lik bir alanı ticari faaliyetlere kapatmıştı. Bu bölge, Hawaii'nin kuzeybatısında ve ABD'nin en büyük deniz koruma alanıydı. Trump yönetimi ise bu korumaları kaldırarak, ticari balıkçılığın yanı sıra maden arama ve diğer kaynak çıkarma faaliyetlerine de izin veriyor. Kararname, özellikle ton balığı gibi yüksek ticari değere sahip türlerin avlanmasının önünü açıyor. Beyaz Saray yetkilileri, kararın yerel balıkçılık topluluklarına ekonomik fayda sağlayacağını savunurken, çevreciler bu adımın deniz ekosistemlerine geri dönülemez zararlar vereceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD'nin deniz koruma politikalarında önemli bir değişikliği işaret ediyor. Trump yönetimi, iklim değişikliği ve çevre konularında daha önce de Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme gibi tartışmalı adımlar atmıştı. Pasifik'teki deniz anıtlarının ticari balıkçılığa açılması, özellikle deniz biyoçeşitliliği ve küresel balık stokları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bilimsel araştırmalar, aşırı avlanmanın deniz ekosistemlerini tehdit ettiğini ve bu tür koruma alanlarının türlerin üreme ve beslenme döngüleri için kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor. Öte yandan, bu karar ABD'nin Çin ve diğer ülkelerle olan balıkçılık rekabetinde de yeni bir boyut oluşturabilir. Pasifik Okyanusu, dünyanın en zengin balıkçılık alanlarından biri olarak kabul ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, ABD'nin bu kararı küresel deniz yönetişimi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'de balıkçılık politikalarını belirlerken, uluslararası hukuk ve deniz koruma standartlarını dikkate almak zorunda. ABD'nin koruma alanlarını ticari faaliyetlere açması, uluslararası deniz hukuku müzakerelerinde ABD'nin tutumunu etkileyebilir ve bu da Türkiye'nin kıyıdaş olduğu denizlerdeki müzakereleri dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, iklim değişikliği ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konuları, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası platformlarda sıklıkla gündeme gelmektedir.