ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, iki ülke ekonomisini de tehdit eden ciddi bir belirsizliğe yol açıyor. Analistlere göre, mevcut gümrük tarifeleri Kanada'da 100 bin kişinin işini kaybetmesine neden olabilir ve ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın (USMCA) sona ermesi halinde ülke resesyona sürüklenebilir. Ticaret savaşının küresel ekonomiye yansımaları ve tedarik zincirlerinde yaratabileceği tahribat, sadece Kuzey Amerika ile sınırlı kalmayıp Avrupa ve Asya pazarlarını da etkileme potansiyeli taşıyor.
Ticaret savaşının arka planı ve mevcut durum
ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik ve alüminyuma ek olarak otomotiv sektörüne yönelik getirdiği ek gümrük tarifeleri, Kanada ile ABD arasında on yıllardır süren ekonomik entegrasyonu derinden sarsmış durumda. Kanada, ABD'nin en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda; iki ülke arasındaki ticaret hacmi günlük yaklaşık 2 milyar dolara ulaşıyor. Ancak Washington'un son dönemde uyguladığı agresif tarife politikaları, Ottawa'yı misilleme önlemleri almaya itti. Kanada Başbakanı'nın açıkladığı karşı tarifeler, özellikle tarım ve imalat ürünlerini hedef alırken, iki ülke arasındaki müzakereler de kilitlenmiş durumda.
Analistler, mevcut tarifelerin özellikle otomotiv ve havacılık sektörlerinde Kanada'nın ihracatını ciddi şekilde daraltabileceğini ifade ediyor. Kanada İstatistik Kurumu verilerine göre, imalat sektöründeki işsizlik son aylarda zaten artış eğiliminde. Royal Bank of Canada'nın baş ekonomisti, tarifelerin kalıcı olması halinde Kanada'nın gayri safi yurt içi hasılasında (GSYİH) %1'e varan bir daralma yaşanabileceğini, bunun da resesyon anlamına geldiğini belirtiyor.
Asıl büyük tehdit ise USMCA'nın geleceği. Anlaşmanın yenilenmemesi veya taraflardan birinin çekilmesi durumunda ticaret kuralları yeniden belirsizleşecek ve Kuzey Amerika'daki tedarik zincirleri tamamen alt üst olacak. Bu senaryo, Kanada'nın yanı sıra ABD'nin orta batı eyaletlerindeki üreticileri de olumsuz etkileyecek. Özellikle otomotiv sektörü, üç ülke arasında entegre üretim ağına bağlı olduğu için bu durumdan en fazla zarar görecek sektörlerin başında geliyor.
Küresel etkiler ve ekonomik riskler
ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşının etkileri, Kuzey Amerika sınırlarını aşarak küresel ekonomiye de yayılma riski taşıyor. İki ülke, dünyanın en büyük ticaret bloklarından birini oluşturuyor ve buradaki aksaklıklar, küresel büyümeyi olumsuz etkileyebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret savaşlarının küresel GSYİH'yı 2030'a kadar %7 oranında azaltabileceği uyarısında bulunmuştu. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin ardından başlayan bu yeni cephe, yatırımcı güvenini de sarsıyor.
Küresel tedarik zincirleri, özellikle teknoloji ve otomotiv sektörlerinde, ABD ve Kanada'dan gelen parçalara bağımlı durumda. Tarifelerin yarattığı maliyet artışları, bu ürünlerin fiyatlarına yansıyarak dünya genelinde enflasyonist baskı yaratabilir. Avrupa Birliği ve Japonya gibi büyük ekonomiler, Kuzey Amerika'daki gelişmeleri endişeyle izliyor. Almanya merkezli otomotiv üreticileri, ABD pazarındaki satışlarının yanı sıra Kanada'daki tesislerini de etkileyebilecek bu durumdan doğrudan etkilenme potansiyeline sahip.
Uzmanlar, ticaret savaşlarının sadece ekonomik büyümeyi yavaşlatmakla kalmayacağını, aynı zamanda siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getirebileceğini vurguluyor. Özellikle seçim dönemlerinde popülist söylemlerin artması, korumacılık eğilimini güçlendiriyor. Kanada'da federal seçimlerin yaklaşması, Başbakan'ın ticaret politikalarını sertleştirmesine neden olabilir; bu da anlaşmazlığın daha da derinleşmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel ekonomik dalgalanmalar üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki daralma, dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, gelişmiş ülkelerdeki resesyon endişeleri, küresel finansal koşulları sıkılaştırarak Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini artırabilir. Türkiye'nin otomotiv sektörü, ABD pazarına doğrudan ihracat yapmasa da, Avrupa üzerinden ABD'ye satış yapan markalara parça tedarik ettiği için bu süreçten etkilenme potansiyeli bulunuyor. Bu nedenle, Türkiye'nin ticaret savaşlarının tırmanmaması ve mevcut anlaşmaların korunması yönündeki çıkarları, Uluslararası ticaret kurallarına bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.